11. “Artık şefaat edicilerin şefaati onlara fayda vermez.” ayetinin izahı
Şefaati inkâr edenler diyorlar ki:
— Müddessir suresi 48. ayette, “Artık şefaat edicilerin şefaati onlara fayda vermez.” buyrulmuş. Bu ayet-i kerime şefaatin fayda vermediğini ispat etmektedir. O hâlde şefaat yoktur.
İşte onlar böyle diyorlar. Biz de onlara diyoruz ki:
— Bu ayet-i kerime kimler hakkında inmiş ve kimlerden bahsediyor? Şu ayetin bir de önünü okusanız!
Hani adama demişler ya: Niçin namaz kılmıyorsun?
O da demiş: Kur’an’da “Namaza yaklaşmayın.” buyrulmuş. Ondan kılmıyorum.
Ona demişler: Devamını okusana!
O demiş: Hafız değilim…
Devamını okumaz, çünkü devamında “sarhoşken” ibaresi var.
Aynen bunun gibi, şefaati inkâr edenler diyorlar ki:
— Müddessir suresi 48. ayette, “Artık şefaat edicilerin şefaati onlara fayda vermez.” buyrulmuş. Demek, şefaat yoktur.
Biz de onlara diyoruz ki:
— Şu ayetin bir de önünü okuyun! Bakalım bu ayet kimlerden bahsediyor?
Siz madem ayetin önünü okumuyorsunuz ya da okumak istemiyorsunuz, o hâlde biz okuyalım. Bakın bakalım ayet-i kerime kimlerden bahsediyor:
Ayetin evvelinde cennetlikler ile cehennemlikler arasında bir konuşma geçer. Cennet ehli cehennem ehline sorar:
مَا سَلَكَكُمْ فِي سَقَرَ Sizi cehenneme ne soktu?
Cehennem ehli bu soruya cevaben der ki:
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدِّينِ حَتَّى أَتَانَا الْيَقِينُ Ölüm bize gelinceye kadar bizler ahiret gününü yalanlıyorduk.
Onların bu cevabı üzerine Rabbimiz şöyle der:
فَمَا تَنْفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِعِينَ Artık şefaat edicilerin şefaati onlara fayda vermez.
— Gördünüz mü ayet-i kerime kimler hakkında inmiş ve kimlerden bahsediyor?
Ayet-i kerime ahiret gününü yalanlayanlar yani kâfirler hakkında inmiş. Ayetteki zamir ahiret gününü yalanlayanlara racidir.
Ey ayetin önünü saklayan zalimler! Sizlere soruyoruz:
— Kâfirler hakkında inen bir ayetin Müslümanlarla ne ilgisi var?
Aslında bu ayet-i kerime şefaatin varlığına delildir. Çünkü “Şefaat edicilerin şefaati onlara fayda vermez.” demek, şefaat edicilerin var olduğunu ispat etmektedir. Demek, ortada şefaat ediciler vardır ki onlardan bahsedilmiş. Eğer şefaat ediciler olmasaydı onlardan bahis yersiz olurdu. Kur’an’da ise yersiz tek bir harf bile yoktur.
O hâlde ayetin manası şudur: Ey kâfirler! Siz öyle kötü bir durumdasınız ki herkese faydası olan şefaatin bile size faydası yoktur. Küfrünüz sebebiyle şefaat edicilerin şefaatinden mahrumsunuz.
İşte ayet bu manaya gelmektedir. Bu şuna benzer: Kansere yakalanmış ve hayatından ümit kesilmiş birisine işaret ederek, “Doktorlar buna fayda vermez.” desek, bu sözde doktorları reddetmek değil, hastalığın şiddetini beyan etmek ve artık bu hastaya doktorların bile fayda veremeyeceğini kabul etmek vardır. Yani artık hastadan ümit kesilmiştir ve hiçbir doktor onu iyileştiremez. Bu sözün manası budur.
“Şefaat edicilerin şefaati onlara fayda vermez.” demek de böyledir. Bu beyanda şefaat ediciler reddedilmemiş; kâfirlerin -ahireti inkâr etmelerinden dolayı- şefaat edicilerin şefaatinden mahrum kalacakları beyan edilmiş. Zaten bizler kâfirlere ve Cenab-ı Hakk’ın razı olmadığı kullara şefaat edilemeyeceği hususunda hemfikiriz. Bu ayette zikredilen kullar da bu zümreye dâhil olan kullardır.
Netice olarak: Bu ayet-i kerime şefaatin yokluğuna değil, bilakis varlığına delildir. Zira şefaat ediciler vardır ki ayette onlardan bahsedilmiş. Eğer bu zümre hakikatte olmasaydı elbette onlardan bahsedilmezdi.
Gördüğünüz gibi, şefaati inkâr edenlerin delilleri bu kadar zayıf. Ayetin önüne arkasına bakmadan konuşuyorlar. Eee, hafız değiller! Ama inşallah biz onları hafız yapacağız.
Yazar: Sinan Yılmaz