42. İhtikâr nedir?
İhtikâr: Pahalılaşmasını bekleyerek gıda maddelerini alıkoymak veya yiyecek vb. şeyleri satın alıp pahalılaşıncaya kadar kırk gün süre ile saklamaktır.
İhtikârın darlık ve zaruret hâllerinde olacağı ve insanlara zarar verecek şekilde satın alıp tekrar satmamak yoluyla gerçekleşeceği üzerinde âlimler ittifak etmişlerdir.
Aynı şekilde, kendi arazisinin ürününü saklamakta ihtikâr bulunmadığı hususunda ihtilaf yoktur. Çünkü böyle bir mal kişinin kendisine ait bir hak olup başkalarının onda bir hakkı yoktur.
Bir başka şehirden getirdiği malı saklamasında da hüküm böyledir. Çünkü insanların hakları yaşadığı şehirde mevcut olan şey üzerinde söz konusudur. Yalnız İmam Muhammed bu konuda şöyle demiştir:
— Şayet o şehre o malı getirmek âdeti ise o malı saklamak tahrimen (harama yakın) mekruhtur. Çünkü insanların hakları ona taalluk eder.
Hanefilerde tercih edilen görüş budur.
Yine fakihler şunda ittifak etmişlerdir: Gıda maddelerinde veya insan yiyeceklerinde ihtikâr her zaman haramdır. Buğday, arpa, mısır, pirinç, incir, üzüm vb. yiyecekler buna örnektir. Bal, yağ, et ve meyve bunların dışındadır.
Kısacası cumhur (âlimlerin çoğunluğu) ihtikârı iki gıdaya -yani insanların gıdası ile hayvanların gıdasına- has kabul etmişlerdir. Bu yasaktaki hikmet zarar vermeyi önlemektir. Çoğunlukla da bu zarar ancak iki gıda türünde olur. Bu aynı zamanda İmam-ı Azam Hazretlerinin görüşüdür.
İmam Muhammed’e göre, elbiselik mallarda da ihtikâr olur. İmam Ebû Yusuf’a göre ise topluma zarar veren bütün maddelerde ihtikâr olur. Altın, gümüş, demir ve diğer maddeler gibi…
Eğer alıkoyma süresi kısa olursa zarar söz konusu olmayacağından ihtikâr olmaz. Bu müddet kırk gündür. Bundan aşağı bir süre kısa kabul edilir.
Yine denilmiştir ki: Takdir edilen bu süre dünyadaki hukuki ceza içindir. Günah ise süre az olsa dahi söz konusu olur.
İhtikârın hükmü şudur: Hanefilerin çoğunluğuna göre, insan ve hayvan gıdalarında ihtikâr, eğer şehir halkının çoğuna zarar verecekse tahrimen mekruhtur. Şayet zarar vermiyorsa bunda herhangi bir mahzur yoktur.
Hanefiler der ki: İhtikâr yapan kimseye hâkim tarafından, kendisinin ve aile halkının ihtiyacından artakalan kısmı satması emredilir. Satmayacak ve ihtikâr yapmakta ısrar edecek olursa hâkim ona öğüt verir ve tehdit eder. Yine malını satmayacak olursa hâkim onu hapseder ve malını satmaya mecbur eder. Elindeki yiyecekleri satmak istemeyecek olursa hâkim cebren onun adına bu satışı yapar.
(Vehbe Zuhaylî, IV, 385 vd.)
Yazar: Sinan Yılmaz