48. Satıcının malda çıkacak hiçbir kusuru kabul etmemek şartı ile yaptığı satış sahih midir?
Satıcı malda çıkacak kusuru tazmin etmekten beri (uzak) olmayı şart koşacak olsa -yani malda ortaya çıkması mümkün olan kusurlardan sorumlu olmadığını belirtse- müşteri de malın görünüşteki kusursuzluğuna güvenerek bu şartı kabul edip malı alsa, daha sonra da satılan şeyde eskiden beri var olan bir kusur ortaya çıkacak olsa, Hanefi mezhebine göre, alıcının akdi feshetme yetkisi yoktur. Zira her türlü kusurdan beri ve uzak tutulmak şartı ile yapılan satış caizdir. İsimleri saymak suretiyle kusurlar tayin edilmese dahi bu böyledir.
Satıcı ister böyle bir kusurun sattığı şeyde bulunduğunu bilmesin ve ihtiyaten böyle bir şart koşmuş olsun, isterse sattığı şeyde bu kusurun bulunduğunu bilsin ve kötü niyetini saklamak için kusurun tazminatını ödemekten ibra olmayı şart koşmuş olsun, bütün bu durumlarda satış sahihtir. Çünkü bu bir ıskattır (hakkın düşmesidir), temlik değildir. Iskattaki bilgisizlik kişiyi anlaşmazlığa götürmez. Böyle bir şartla satılan bir mal kusur sebebiyle sahibine iade edilemez.
İmam-ı Azam Hazretleri ile İmam Ebû Yusuf’a göre, bu şart satıştan önce bulunan ve satıştan sonra fakat kabzdan önce (eşyayı ele geçirmeden önce) meydana gelen bütün kusurları kapsar.
İmam Muhammed, İmam Şafiî ve İmam Malik’e göre ise kusurdan ibra şartı sadece akit esnasında bulunan kusuru kapsamına alır. Akitten sonra kabzdan önce meydana gelen kusurlardan dolayı mal sahibine iade edilebilir.
(Vehbe Zuhaylî, V, 416-417)
Yazar: Sinan Yılmaz