a
Ana SayfaHadis Savunması10. Allah sana kitabı ve hikmeti indirdi. (Nisa 113)

10. Allah sana kitabı ve hikmeti indirdi. (Nisa 113)

Bu dersimizde hadis inkârcılarına bir soru soracağız. Sorumuza geçmeden önce bir mukaddime yapalım:

Nisa suresi 113. ayette şöyle buyrulmuş:

وَأَنْزَلَ اللَّهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ  Allah sana kitabı ve hikmeti indirdi.

Bu ayette, Peygamberimiz (a.s.m.)’a iki şeyin indirildiği beyan edilmiş. Birincisi kitap yani Kur’an; ikincisi ise hikmet.

Yine Bakara suresi 151. ayette, Peygamberimiz (a.s.m.)’ın bu hikmeti ümmetine öğrettiği beyan buyrulmuş.

Aynı mana -yani Peygamberimiz (a.s.m.)’ın hikmeti ümmetine öğretmesi- Âl-i İmran suresi 164. ayette ve Cuma suresi 2. ayette de zikredilmiş.

Yine Allahu Teâlâ Bakara suresi 231. ayette ve Ahzab suresi 34. ayette, “O hikmeti anın.” diye emretmiş.

Bütün bu ayetlerden şu hükümler çıkar:

1. Peygamberimiz (a.s.m.)’a Kur’an’la birlikte bir de hikmet verilmiş.

2. Peygamberimiz (a.s.m.) bu hikmeti öğretmekle mükellef kılınmış ve hikmeti ümmetine öğretmiş.

3. Bizler Kur’an’a tabi olduğumuz gibi, hikmete de tabi olmak zorundayız.

Bu izahtan sonra, şimdi hadis inkârcılarına sorumuz şu:

— Peygamberimize indirilen bu hikmet nedir?

Sakın, “Bu hikmet Kur’an’dır.” demeyin. Çünkü Kur’an zaten ayetlerde hikmetten önce zikredilmiş ve Kur’an ile hikmetin arası atıf harfi olan “vav” ile ayrılmış. Bir parça Arapça bilen, bu atıf “vav”ından anlar ki kitap başkadır, hikmet başkadır.

— Madem başkadır, o hâlde Peygamberimize indirilen ve bize öğretmekle mükellef kılındığı hikmet nedir?

Eğer bilmiyorsanız, biz size hikmetin ne olduğunu öğretelim:

İmam Şafiî Hazretleri: “Hikmet, Resulullah (a.s.m.)’ın sünnetidir.” der.

Fahreddin-i Râzî Hazretleri: “Hikmet, Kur’an’ın tafsilatını ihtiva ettiği şer’i hükümleri bilmektir.” der.

İmam Nesefi Hazretleri: “Hikmet sünnettir.” der.

Yine İbni Kesir ve İmam Taberi Hazretleri: “Hikmet sünnettir.” der.

Daha bunlar gibi onlarca âlimin, “Hikmet sünnettir.” dediğini nakledebiliriz. Sözü uzatmamak için bu kadarla iktifa ediyoruz.

Bu izahlardan sonra, şimdi hadis inkârcılarına deriz ki:

Ey hadis inkârcıları! Siz sünneti -yani Kur’an’ın ifadesiyle hikmeti- inkâr ediyorsunuz. Hâlbuki Allahu Teâlâ -ayetlerin apaçık beyanıyla- bu hikmeti Resulüne vermiş ve onu bu hikmeti öğretmekle mükellef kılmış. Bize de “O hikmete tabi olun.” diye emretmiş.

— Siz sünneti inkâr ettiğinizde hikmeti zayi etmiş olmuyor musunuz?

— Allah’ın “Tabi olun.” dediği şeyi inkâr etmek sizi hiç korkutmuyor mu?

Hem siz, “Biz Kur’an’a uyarız. Kur’an bize yeter.” diyorsunuz. İyi de Kur’an size “Hikmete tabi olun.” diyor. Siz ise hikmeti -yani sünneti- inkâr ediyorsunuz.

— Kur’an’a uymak bu mudur?

Eğer varsa insafınıza soruyorum!

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin