a
Ana SayfaHadis Savunması11. Müminlerin sözü ancak “İşittik ve itaat ettik.” demeleridir. (Nur 51)

11. Müminlerin sözü ancak “İşittik ve itaat ettik.” demeleridir. (Nur 51)

Nur suresi 51. ayette şöyle buyrulmuş:

إِنَّمَا كَانَ قَوْلَ الْمُؤْمِنِينَ  Müminlerin sözü ancak… Yani müminler bu sözden başkasını söylemez. Başka bir şey söylemek mümine yakışmaz. Söylemesi caiz de değildir. Ne zaman söylemesi caiz değildir?

إِذَا دُعُوا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ  Allah’a ve Resulüne davet edildiklerinde… Niçin davet edildiklerinde?

لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ  Aralarında hüküm vermesi için… Yani aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Resulüne davet edildiklerinde müminlerin sözleri ancak:

أَنْ يَقُولُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا   “İşittik ve itaat ettik.” demeleridir.

Manaya bir daha dikkat kesilelim: Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Resulüne davet edildiklerinde, müminlerin sözü ancak “İşittik ve itaat ettik.” demeleridir. (Nur 51)

Bu ayetin beyanıyla, mümin Allah’ın ve Resulünün hükmüne itaat eder. Onların sözü üzerine söz söylemez. Allah ve Resulü bir işe hükmettiğinde müminin tek sözü “İşittik ve itaat ettik.” demesidir. Başka bir şey diyemez!

Şimdi, şu noktaya dikkat edelim:

Ayet-i kerimede,  إِذَا دُعُوا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ  “Allah’a ve Resulüne davet edildiklerinde…” buyrulmuş. Ayet iki şeyden bahsediyor:

1. Allah’a davet edilmekten.

2. Resulüne davet edilmekten.

Allah’a davet edilmek herhâlde Allah’ın zatının tecellisine mazhar olmak değildir. Allah’a davet, kitabı olan Kur’an’a davettir.

— Allah’a davet Kur’an’ın hükümlerine davetse; Resulüne davet neye davettir?

Sakın, “Bu da Kur’an’a davettir.” demeyin. Çünkü bu, Kur’an’da bahsi geçen hükümlere davet olamaz. Arapça bilmeyenler için bunu izah edelim:

إِذَا دُعُوا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ  ayetindeki “vav” harfi Arapçada atıf harfidir. Atıf harfi, kendinden sonrasıyla öncesinin farklı olduğunu beyan eder. Biz bunu Türkçede de kullanıyoruz. Mesela “Celal ve Osman geldi.” desek, Celal’in Osman’dan farklı bir şahıs olduğunu anlarız. Bu farkı ortaya koyan edat “ve” edatıdır.

Aynen bunun gibi, “Allah’a ve Resulüne davet edildiklerinde” denildiğinde, Resulüne davetin Allah’a davetten farklı olduğunu anlarız. Eğer ikisi aynı şey olsaydı arada “vav” atıf harfi kullanılmaz ve sadece “Allah’a davet edildiklerinde” denilirdi. Hâlbuki böyle denilmemiş.

Bu izahtan sonra sorumuz şu:

— Allah’a davet Kur’an’ın hükümlerine davettir. Peki, Resulüne davet neye davettir?

Aklınıza sünnetinden ve hadis-i şeriflerinden başka bir şey geliyor mu? Benim gelmiyor!

Bu tahlilden sonra, şimdi hadis inkârcılarına deriz ki:

Ey hadis inkârcıları! Aramızda şefaat, tevessül ve kabir hayatı gibi birçok meselede ihtilaf ve çekişme var. Biz bunların hak olduğunu söylerken, sizler bunları batıl kabul ediyorsunuz.

Bizler sizi, aramızda hüküm vermesi için Allah’a davet ediyoruz. Yani “Gelin, aramızdaki hükmü Kur’an versin.” diyoruz.

Meselelerimizi Kur’an’a götürdük. Bizler ayetler gösterdik, sizler de başka ayetler gösterdiniz. Aramızdaki ihtilaf hâlâ devam ediyor.

Bu durumda biz diyoruz ki: Madem aramızdaki çekişme hâlâ devam ediyor, o hâlde gelin meselelerimizi Peygamberimiz (a.s.m.)’a götürelim; aramızdaki hükmü o versin!

Bizim bu teklifimize karşı siz, “Yok, biz Peygamberimize götürmeyiz; hadislerine itibar etmeyiz. Kur’an bize yeter; biz ancak Kur’an’la amel ederiz.” diyorsunuz.

İyi de siz Kur’an’la amel etmiyorsunuz ki… Kur’an diyor ki: Onlar aralarında hüküm vermesi için Resule davet edildiklerinde, onların tek sözü “İşittik ve itaat ettik.” demeleridir.

Kur’an size,  سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا “İşittik ve itaat ettik.” demenizi emrediyor. Siz ise “Biz Resulün sözüne itaat etmeyiz.” diyorsunuz.

—Bu hâlinizle Kur’an’dan ne kadar uzak olduğunuzu görmüyor musunuz?

Allahu Teâlâ görmeyi ve tövbeyi nasip etsin. Âmin.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin