20. Allah’a ve Resulüne karşı gelenler helak edilecekler. (Mücadele 5)
Mücadele suresi 5. ayet-i kerimede şöyle buyrulmuş:
إِنَّ الَّذِينَ يُحَادُّونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ كُبِتُوا كَمَا كُبِتَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ
Şüphesiz Allah’a ve Resulüne karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin helak edildiği gibi helak edilecekler. (Mücadele 5)
Şimdi, bu ayet-i kerime üzerinde biraz tahlil yapalım:
Ayet-i kerimenin başında şöyle buyrulmuş:
إِنَّ الَّذِينَ يُحَادُّونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ كُبِتُوا Şüphesiz Allah’a ve Resulüne karşı gelenler helak edilecekler.
Ayette geçen كَبَتَ fiilinin manası: Helak etmek, rezil etmek, bozguna uğratmak ve kızdırmaktır.
Ayet-i kerime, Allah’a ve Resulüne karşı gelenlerin helak edileceklerini, rezil edileceklerini ve bozguna uğratılacaklarını haber vermektedir. Bizim üzerinde duracağımız yer ise şurası:
يُحَادُّونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ Allah’a ve Resulüne karşı gelenler.
Ayet-i kerime iki farklı “karşı gelenlerden” bahsediyor:
1. Allah’a karşı gelenler.
2. Resulüne karşı gelenler.
Allah’a karşı gelenler Kur’an’daki hükümlere karşı gelenlerdir. Kim ki Kur’an’ın helalini helal ve haramını haram kabul etmezse Allah’a karşı gelmiş olur.
— Peki, ayette geçen “Resulüne karşı gelenler” kimlerdir?
Sakın, “Bunlar da Kur’an’a karşı gelenlerdir.” demeyin. Çünkü bunlar Kur’an’daki hükümlere karşı gelenler olamaz. Arapça bilmeyenler için bunu izah edelim:
يُحَادُّونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ ayetindeki “vav” harfi Arapçada atıf harfidir. Atıf harfi, kendinden sonrasıyla öncesinin farklı olduğunu beyan eder. Bir parça Arapça bilen, bu atıf “vav”ından anlar ki Allah’a karşı gelenler başkadır, Resulüne karşı gelenler başkadır. Eğer ikisi aynı olsaydı arada “vav” atıf harfi kullanılmaz ve sadece “Allah’a karşı gelenler” denilirdi. Hâlbuki böyle denilmemiş.
— Peki, ne denilmiş?
“Allah’a karşı gelenler ve Resulüne karşı gelenler” denilmiş.
Allah’a karşı gelmek Allah’ın kitabının hükümlerine karşı gelmektir. Karşı gelmenin manası da itaat etmemektir. Kim Kur’an’ın hükümlerine itaat etmezse Allah’a karşı gelmiş olur.
— Peki, Resulüne karşı gelmek nedir?
Resulüne karşı gelmek de hadislerle bildirilen hükümlere karşı gelmektir.
Bizler İslam’ın hükümlerini Kur’an’dan ve Peygamberimiz (a.s.m.)’ın hadislerinden öğreniyoruz. Kur’an’ın hükümlerini kabul etmeyenler Allah’a karşı gelmiş olur. Peygamberimizin hükümlerini kabul etmeyenler de Resule karşı gelmiş olur.
Demek, birisi sadece Allah’ın haram kıldıklarını -yani Kur’an’da geçen haramları- kabul etse bu yeterli değildir. Peygamberimiz (a.s.m.)’ın emir ve yasaklarını da kabul etmelidir. Kabul etmezse, ayetin ifadesiyle “Resulüne karşı gelmiş” olur. Bu günahı sebebiyle de helak ve rezil olur.
Bu izahlardan sonra, şimdi hadis inkârcılarına diyoruz ki:
Ey hadis inkârcıları! Sizler, “Biz Kur’an’a uyarız. Kur’an bize yeter.” diyorsunuz.
— Peki, Mücadele suresinin 5. ayetine niçin uymuyorsunuz?
Bu ayeti kerime, Peygamberimiz (a.s.m.)’a karşı gelmemizi yani onun sözü üzerine söz söylememizi, onun hükmü üzerine başka bir hüküm vermemizi ve onun sünnetine muhalefet etmemizi yasaklıyor. Siz ise bu yasağı hiç umursamayıp hadisleri ve sünneti inkâr ediyorsunuz.
— Hadisleri ve sünneti inkâr etmeniz Peygamberimize karşı gelmek değil midir?
Ve bakın, ayet-i kerime sizin akıbetinizi haber veriyor: Peygambere karşı gelenler helak ve rezil edilecek!
— Siz helak olmaktan ve rezil edilmekten hiç korkmuyor musunuz?
Allah size akıl ve insaf versin. Âmin
Yazar: Sinan Yılmaz