39. Bey’u’l-îne nedir ve caiz midir?
Bey’u’l-îne şudur: Kendisinden borç talep eden kimseye borç verecek olan şahıs, mesela 100 lira verip bunu 110 lira olarak geri almak istemektedir. Bu fazlalığın güya faiz olup haram olmaması için de şöyle bir yol takip eder:
Alınıp satılabilen herhangi bir malı borç isteyen kimseye vadeli olarak satar. Malı alan kimse de malı aynı şahsa teslim edecek olan -önceden kendisiyle anlaşılmış üçüncü bir şahsa- satın aldığından daha düşük fiyata malı peşin olarak satar ve parasını alır. Malı alan üçüncü kişi de malı ilk sahibine iade eder. Böylece mal aynıyla ilk sahibine ulaşırken, borç talep eden kimse alıp sattığı maldan ötürü eline geçen nispetten fazlasına borçlanmakta, ilk satıcı pozisyonundaki kişi de asıl maksadı olan fazlalığı elde etmiş olmaktadır.
Âlimlerin ekserisine göre, böyle bir alım satım caiz değildir. Çünkü bunda faize giden bir yol vardır. İmam Muhammed bu alışveriş hakkında şöyle der:
— Bu çeşit alım satım benim nazarımda büyük bir vebaldir. Bunu faiz yiyenler icat etmişleridir.
Cumhurun delillerinden bir kaçı şunlardır:
Peygamber Efendimiz (a.s.m.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
— İnsanlar dinar ve dirhem hususuna cimrilik gösterir, îne satışı yapmaya başlar, ineklerin arkasından gider de Allah yolunda cihadı terk ederlerse, Allahu Teâlâ başlarına belayı indirir. Tekrar dinlerine geri dönünceye kadar da bu belayı üzerlerinden kaldırmaz. (Neylü’l-Evtar, V, 206)
Yine Eyfa kızı el-Aliye der ki:
— Zeyd’in hanımı ile birlikte Hazreti Aişe’nin yanına gittik. Ona dedim ki: “Ben Zeyd b. Erkam adına bir köleyi Hazreti Ata’ya 800 dirhem veresiye karşılığında sattım. Sonra ondan 600 dirhem karşılığında peşin satın aldım.” Hazreti Aişe bunun üzerine dedi ki: “Sattığın da çok kötü, aldığın da çok kötü olmuş. Zeyd’e şunu haber ver: Eğer tövbe etmeyecek olursa, Resulullah ile cihadını iptal etti demektir.” (Câmiü’l-Usul, I, 478)
(Fethu’l-Kadir, V, 207 vd.; İbni Âbidin, IV, 255, 291; el-Emval ve Nazariyyetü’l-Akd, 301; Vehbe Zuhaylî, V, 360 vd.)
Yazar: Sinan Yılmaz