3. Rici talak nedir?
Rici talak: Erkeğin kadına, “Sen boşsun, seni boşadım, boş ol vb.” sözler söyleyerek kadını boşamasıdır.
Bir talakın rici talak olabilmesi için altı şart vardır. Bu şartlar şunlardır:
1. Boşama zifaftan sonra yapılmalıdır. Eğer zifaftan önce talak verilirse rici değil, bain talak gerçekleşir.
2. “Sen boşsun, seni boşadım, boş ol” gibi sözlerle yapılmalıdır.
3. Bu sözler üçten az -bir veya iki kere- söylenmelidir. Eğer üç defa söylenirse bain-i kübra gerçekleşir.
4. Talak küçük veya büyük bir şeye benzetilmemelidir. Mesela “Seni dağ gibi boşadım.” denilmemelidir. Eğer böyle denilirse rici talak değil, bain talak gerçekleşir.
5. “Seni en kötü talakla boşadım.” demek gibi, şiddeti gösteren bir ifade kullanılmamalıdır. Eğer böyle bir ifade kullanılırsa bain talak gerçekleşir.
6. Talak hul yoluyla olmamalıdır.
Hul: Kocanın karısını boşaması için kadından bir bedel alması ve bu şekilde boşamaya gitmesidir. Hul yoluyla yapılan boşamalar rici talak değil, bain talaktır.
Rici talak ile boşanma vukua gelir ve daha sonra erkek kadına dönmek isterse -eğer kadının iddeti bitmemişse- tekrar nikâh kıymalarına gerek yoktur. Erkeğin kadına, “Ben sana döndüm.” demesi gibi, dönmeyi ifade eden bir sözle ya da eşine sarılması gibi, dönmeyi ima eden bir fiille nikâh akdi kendinden kıyılır.
Önemine binaen bir daha tekrar edelim:
Erkek karısına bir veya iki kere “Seni boşadım.” ya da “Benden boşsun.” dese ve daha sonra kadının iddeti içinde (boşanma iddeti üç hayız müddetidir) kadına dönmek istese, yeni bir nikâha gerek olmaksızın eşine dönebilir. Ona “Sana döndüm.” demesi veya dönmeyi ifade edebilecek bir fiilde bulunması (kadına sarılmak gibi) yeterlidir.
Bu hüküm bilinmediği için, eşini rici talak ile boşayan erkekler daha sonra eşlerine dönmek istediklerinde nikâh kıyması için bir hoca aramakta ve tekrar nikâh akdi yapmaya çalışmaktadırlar. Hâlbuki buna gerek yoktur. Yeni bir nikâh akdi rici talak için değil, bain talak için geçerlidir. Bain talakın ne olduğunu sonraki başlıkta detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.
(Vehbe Zuhaylî, IX, 341 vd.)
Yazar: Sinan Yılmaz