a
Ana SayfaYirmi Beşinci Söz39. Lafzının fesahatinden, selasetinden…

39. Lafzının fesahatinden, selasetinden…

Şu cümlenin mütalaasını yapıyorduk:

“O belâgat ise nazmın cezaletinden ve hüsn-ü metanetinden ve üsluplarının bedaatinden, garib ve müstahsenliğinden ve beyanının beraatinden, faik ve safvetinden ve maânîsinin kuvvet ve hakkaniyetinden ve lafzının fesahatinden, selasetinden tevellüd eden bir belâgat-ı harikuladedir ki…” (25. Söz)

Dört maddeyi mütalaa etmiştik. Bu dersimizde beşinci maddeyi; “lafzının fesahatinden, selasetinden” kısmını mütalaa edeceğiz.

Fesahat: Sözün dil bakımından kusursuz, açık, düzgün ve kulağa hoş gelecek şekilde söylenmesidir.

Bir kelamın fasih olabilmesi için:

– Kelimelerin telaffuzu zor olmamalıdır.

– Garip ve anlaşılması zor kelimeler bulunmamalıdır.

– Dil kurallarına tam uygun olmalıdır.

– Mana, lafız tarafından açıkça ifade edilmelidir.

Kur’an’ın fesahati denildiğinde:

– Her kelimenin bulunduğu yere tam uygun düşmesi,

– Daha uygun bir kelimenin düşünülememesi,

– Kelimelerin ses ve mana bakımından mükemmel seçilmiş olması kastedilir.

Mesela bir ayette geçen tek bir kelime çıkarılıp yerine eş anlamlısı konulsa aynı güzellik ve incelik elde edilemez.

Selaset ise: Sözün akıcı, rahat ve pürüzsüz şekilde akmasıdır. Selasette:

– Söz okunurken zorlanılmaz.

– Cümleler tabii bir şekilde akar.

– Kelimeler birbirine güzel bağlanır.

– Dinleyen kişi bir sıkıntı ve ağırlık hissetmez.

Kur’an okunurken -manası bilinmese bile- birçok insanın onda hissettiği ahenk ve akıcılık, selasetin bir tezahürüdür.

Fesahat ile selaset arasındaki fark şudur:

Fesahat kelimenin ve ifadenin kusursuzluğu, selaset ise sözün akıcılığıdır. Yani fesahat lafzın güzelliği, selaset ise o güzel lafzın rahat akışıdır.

Üstadımız, Kur’an’ın lafzının fesahatini ve selasetini ileride şöyle beyan ediyor:

“Kur’an manen üslub-u beyan cihetiyle fevkalâde beliğ olduğu gibi, lafzında gayet selis bir fesahati vardır. Fesahatin kat’î vücuduna, usandırmaması delildir. Ve fesahatin hikmetine, fenn-i beyan ve maânînin dâhi ulemasının şehadetleri bir bürhan-ı bâhirdir. Evet, binler defa tekrar edilse usandırmıyor, belki lezzet veriyor. Küçük basit bir çocuğun hafızasına ağır gelmiyor, hıfzedebilir. En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nahoş gelmiyor, hoş geliyor. Sekeratta olanın damağına şerbet gibi oluyor. Zemzeme-i Kur’an onun kulağında ve dimağında, aynen ağzında ve damağında mâ-i zemzem gibi leziz geliyor…” (25. Söz)

Metnin mütalaasını ve devamını kendi makamına havale ediyor; izahına girmiyoruz.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin