38. Maânîsinin kuvvet ve hakkaniyetinden…
Şu cümlenin mütalaasını yapıyorduk:
“O belâgat ise nazmın cezaletinden ve hüsn-ü metanetinden ve üsluplarının bedaatinden, garib ve müstahsenliğinden ve beyanının beraatinden, faik ve safvetinden ve maânîsinin kuvvet ve hakkaniyetinden ve lafzının fesahatinden, selasetinden tevellüd eden bir belâgat-ı harikuladedir ki…” (25. Söz)
İlk üç maddeyi mütalaa etmiştik. Bu dersimizde dördüncü maddeyi; “maânîsinin kuvvet ve hakkaniyetinden” kısmını mütalaa edeceğiz.
Maânî: Manalar, hakikatler ve hükümlerdir.
Kuvvet: Güçlülük, tesirlilik ve sağlamlıktır.
Hakkaniyet: Hak ve hakikate uygunluk, doğruluk ve gerçekliktir.
Mananın kuvvetini şöyle biraz açalım:
Bir sözün manası kuvvetli ise:
– Aklı ikna eder.
– Kalbi etkiler.
– Şüpheleri dağıtır.
– Dayandığı deliller sağlamdır.
– Zayıf ve çürük fikirler içermez.
Mesela Kur’an’da tevhid, nübüvvet, ahiret gibi esaslar öyle kuvvetli delillerle anlatılır ki akılları ikna ve kalpleri teshir eder. Bu, Kur’an’ın manasındaki kuvvettir.
Mananın hakkaniyeti ise:
– O manaların gerçeğe uygun olması.
– Hakka dayanması.
– Zulüm ve batıldan uzak bulunmasıdır.
Kur’an’daki emirler, yasaklar, haberler ve hükümler hakkaniyet üzeredir. İçinde yalan, çelişki, haksızlık veya batıl bir iddia yoktur.
Üstad Hazretleri, “maânîsinin kuvvet ve hakkaniyetinden” diyerek şuna dikkat çekiyor: Kur’an’ın belâgati sadece kelimelerinin güzelliğinden ibaret değildir. Kur’an’ın beyan ettiği manalar da son derece kuvvetli, sağlam ve hakikate uygundur.
Üstad Hazretleri, Kur’an’ın manasındaki kuvvet ve hakkaniyete dair ileride iki misal verecek. Misalleri makamında mütalaa eder; bu bahsi daha net anlarız.
Yazar: Sinan Yılmaz