a
Ana SayfaYirmi Beşinci Söz36. Üsluplarının bedaatinden, garib ve müstahsenliğinden

36. Üsluplarının bedaatinden, garib ve müstahsenliğinden

Önceki dersimizde şu cümlenin mütalaasına başlamıştık:

“O belâgat ise nazmın cezaletinden ve hüsn-ü metanetinden ve üsluplarının bedaatinden, garib ve müstahsenliğinden ve beyanının beraatinden, faik ve safvetinden ve maânîsinin kuvvet ve hakkaniyetinden ve lafzının fesahatinden, selasetinden tevellüd eden bir belâgat-ı harikuladedir ki…” (25. Söz)

Birinci maddeyi mütalaa etmiştik. Bu dersimizde ikinci maddeyi; “üsluplarının bedaatinden, garib ve müstahsenliğinden” kısmını mütalaa edeceğiz.

Bedaat “yeni ve misli görülmemiş olmak, bir hususta emsalsiz ve mümtaz olmak” demektir. “Kur’an’ın üsluplarının bedaati” ifadesiyle kastedilen mana, Kur’an’ın anlatım tarzının daha önce Arapların alışık olduğu şiir, hitabet ve nesir kalıplarına benzememesidir.

Kur’an aynı hakikati farklı üsluplar ile anlatır. Emir, nehiy, kıssa, temsil, dua, tehdit, müjde, münazara gibi çok çeşitli anlatımları kendine mahsus bir üslup ile yapar. Buna “Kur’an’ın üsluplarının bedaati” denir. Yani Kur’an’ın anlatım tarzı eşsizdir, orijinaldir, emsalsizdir ve tarz-ı beyanı hiçbir beyana benzemez.

Garib ve müstahsenliği de şudur:

Garib: Alışılmışın dışında olan, nadir görülen, şaşırtıcı derecede farklı olan manasındadır.

Müstahsen ise: Güzel bulunan, beğenilen, takdir edilen demektir.

İkisi birlikte: Daha önce benzeri görülmemiş olmakla birlikte, son derece güzel ve beğenilir olan demektir.

Bazı şeyler garibtir ama çirkindir; bazı şeyler güzeldir ama sıradandır. Kur’an’ın üslupları ise alışılmışın dışındadır yani garibtir. Bununla birlikte, kulağa, ruha, kalbe ve akla hoş gelir yani müstahsendir.

Bu sırdan dolayı, Araplar Kur’an’ı işittiklerinde, “Bu ne şiirdir, ne kâhin sözüdür, ne de bilinen nesirdir.” diyorlardı. Çünkü üslup onlara garib geliyordu. Ancak onun güzelliğini de inkâr edemiyorlardı. Yani hem garib hem müstahsen buluyorlardı.

Üstadımız, Kur’an’ın üsluplarının bedaatini, garib ve müstahsenliğini ileride şöyle beyan ediyor:

“Evet, Kur’an’ın üslupları hem garibdir hem bedîdir hem acibdir hem muknidir. Hiçbir şeyi hiçbir kimseyi taklit etmemiş. Hiç kimse de onu taklit edemiyor. Nasıl gelmiş, öyle o üsluplar taravetini, gençliğini, garabetini daima muhafaza etmiş ve ediyor. Ezcümle…”

Üstadımız o makamda, Kur’an’ın üsluplarının bedaatine, garib ve müstahsenliğine dair misaller veriyor. Misalleri makamında mütalaa ederiz. Burada bu kapıyı açmayalım. Cümlenin mütalaasına sonraki derste devam edeceğiz.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin