a
Ana SayfaYirmi Beşinci Söz5. Mahzen-i mucizat ve mucize-i kübra-yı Ahmediye (a.s.m.) olan Kur’an-ı hakîm-i mu’cizü’l-beyan…

5. Mahzen-i mucizat ve mucize-i kübra-yı Ahmediye (a.s.m.) olan Kur’an-ı hakîm-i mu’cizü’l-beyan…

MU’CİZAT-I KUR’ANİYE RİSALESİ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰى اَنْ يَاْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَاْتُونَ بِمِثْلِهِ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهِيرًا

(De ki: Yemin olsun ki eğer insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere bir araya toplansalar -birbirlerine yardımcı olsalar da- onun benzerini getiremezler.) (İsra 88)

“Mahzen-i mucizat ve mucize-i kübra-yı Ahmediye (a.s.m.) olan Kur’an-ı hakîm-i mu’cizü’l-beyan’ın…” (25. Söz)

Yavaş yavaş ve ibareleri aça aça ilerleyelim. Üstadımız Kur’an’a “Kur’an-ı hakîm-i mu’cizü’l-beyan” dedi ve Kur’an’ı iki sıfatla vasıfladı:

1. Mahzen-i mucizat olması.

2. Mucize-i kübra-yı Ahmediye (a.s.m.) olması.

İlk önce, “Kur’an-ı hakîm-i mu’cizü’l-beyan” ifadesi üzerinde biraz duralım ve manayı daha iyi anlayabilmek için üzerinde Arapça tahlil yapalım:

Kur’an” lafzı mevsuf, “hakîm” Kur’an’ın birinci sıfatı, “mu’ciz” de ikinci sıfatıdır.

Kur’an-ı hakîm “hikmetli Kur’an”, “hikmet sahibi olan Kur’an” demektir.

Kur’an-ı hakîm-i mu’ciz desek, “hikmetli ve mucize olan Kur’an” manasına gelir. Burada “hakîm” birinci sıfat, “mu’ciz” ikinci sıfattır. “Kur’an” ise mevsuf yani sıfatlanandır.

Mu’ciz”e bir muzafun ileyh atayıp vechini belirlesek ve Kur’an-ı hakîm-i mu’cizü’l-beyan desek, “hikmetli ve beyanı mucize olan Kur’an” manasına gelir.

Sadece bu terkip üzerine bile bir makale yazılabilir. Ben Kur’an’a ait bu iki sıfatın tefekkürünü sizlere havale ediyor; meseleyi uzatmıyorum.

Üstadımız şöyle demişti: Mahzen-i mucizat ve mucize-i kübra-yı Ahmediye (a.s.m.) olan Kur’an-ı hakîm-i mu’cizü’l-beyan’ın…

“Hikmet sahibi ve beyanı mucize olan Kur’an” aynı zamanda mahzen-i mucizattır yani mucizelerin hazinesidir. Üstadımız bu risalede bu hazinenin kapağını açıp içindeki bir kısım mucizatı bizlere gösterecek. Bu sebeple, Kur’an’ın mahzen-i mucizat olmasına misaller getirmiyorum. Zaten 40 vecihle mucize olduğu bu Mu’cizat-ı Kur’aniye Risalesi’nde ispat edilecek.

Yine Kur’an, mucize-i kübra-yı Ahmediye (a.s.m.)’dır. Yani Peygamberimiz (a.s.m.)’ın nübüvvetine büyük bir mucizedir. Mesela şöyle sorulsa: “Hazreti Muhammed (a.s.m.)’ın peygamberliğinin delili nedir?”

Buna cevaben şöyle diyebiliriz: Delili Kur’an’dır. Çünkü Kur’an bir mucize-i kübra-yı Ahmediye (a.s.m.)’dır. Bu sebeple, Kur’an’ın Allah’ın kelamı olduğunu ispat eden bütün deliller aynı zamanda Hazreti Muhammed (a.s.m.)’ın risaletini ispat eder. Bu mesele üzerine çok uzun yazılabilir. Ben kısa kesip tafsilini ve tefekkürünü sizlere havale ediyorum.

Mütalaasını yaptığımız cümleyi tekrar okuyarak metne devam edelim:

“Mahzen-i mucizat ve mucize-i kübra-yı Ahmediye (a.s.m.) olan Kur’an-ı hakîm-i mu’cizü’l-beyan’ın hadsiz vücuh-u i’cazından kırka yakın vücuh-u i’caziyeyi, Arabî risalelerimde ve Arabî Risaletü’n-Nur’da ve İşaratü’l-İ’caz namındaki tefsirimde ve geçen şu yirmi dört Sözlerde işaretler etmişiz. Şimdi onlardan yalnız beş vechini bir derece beyan ve sair vücuhu içlerinde icmalen dercederek ve bir mukaddime ile onun tarif ve mahiyetine işaret edeceğiz.” (25. Söz)

(Vücuh-u i’caz: İ’caz vecihleri / İcmalen: Öz olarak)

Mana açık olduğundan izahına gerek duymuyoruz. Zira şerh malumun ilamı değil, kapalı yerlerin izahı ve açıklanmasıdır. Biz de şerhimizi bu kaideye göre yapıp kapalı yerler üzerinde duracak, manası açık olanların mütalaa ve tefekkürünü sizlere havale edeceğiz.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin