3. Bu Mu’cizat-ı Kur’aniye Risalesi’ndeki ekser ayetlerin her biri…
Yirmi Beşinci Söz mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:
“Bu Mu’cizat-ı Kur’aniye Risalesi’ndeki ekser ayetlerin her biri, ya mülhidler tarafından medar-ı tenkit olmuş veya ehl-i fen tarafından itiraza uğramış veya cinnî ve insî şeytanların vesvese ve şüphelerine maruz olmuş ayetlerdir.” (25. Söz)
(Mülhid: Dini inkâr eden / Medar-ı tenkit: Tenkit sebebi)
Üstad Hazretleri, Kur’an’a saldıranları üçe ayırdı:
1. Mülhidler. Bu gruba ateistler, deistler ve bütün zındıklar girer. Bunlar bilhassa Kur’an’daki müşkil ayetleri gösterip Kur’an’ı tenkit ederler.
Ümmet-i Muhammed’i bunların fitnesinden muhafaza etmek için “müşkilât-ı Kur’an” denilen bir ilim dalı tesis edilmiştir. Bu ilim dalı, anlaşılması zor olan, çelişkili zannedilen ve anlamı kapalı olan ayetleri izah eder; Kur’an’daki zor meseleleri çözer.
2. Ehl-i fen. Bunları birinci gruptan ayıran şey şudur: Bunlar Kur’an’ın bilimsel ayetlerine itiraz edip dil uzatırlar. Kendileri bir fennin ehlidir; fenlerine ait bilgilerine güvenerek Kur’an’ın bilimsel haberlerine ilişirler.
Elhamdülillah, bu sahaya ait de özel eserler telif edilmiş; Kur’an’ın haber verdiği bilimsel gerçeklerin doğruluğu ispat edilmiştir.
3. Cinnî ve insî şeytanlar. İnsî şeytan; şeytan gibi kötülüğü emreden, iyiliği nehyeden ve her daim Kur’an’ın ahkâmına muhalefet eden insanlardır. Bunlar hakiki şeytan değildir. Şeytanın işini yaptığı ve şeytana amelen benzediği için insî şeytan ismini almıştır. Cinnî şeytanlar ise şeytan ve cinlerden oluşan güruhtur.
Üstadımızın “Cinnî ve insî şeytanlar” ifadesi bana Nas suresinin şu ayetlerini hatırlattı:
“Cinlerden ve insanlardan olup insanların göğüslerine vesvese veren sinsi vesvesecinin şerrinden insanların rabbine, insanların melikine ve insanların ilâhına sığınırım, de.”
Üstadımız şöyle devam ediyor:
“İşte bu Yirmi Beşinci Söz, öyle bir tarzda o ayetlerin hakikatlerini ve nüktelerini beyan etmiş ki ehl-i ilhad ve fennin kusur zannettikleri noktalar, i’cazın lemaatı ve belâgat-ı Kur’aniyenin kemalâtının menşeleri olduğu, ilmî kaideleriyle ispat edilmiş.” (25. Söz)
(Ehl-i ilhad: Dini inkâr edenler / İ’caz: Kur’an’ın, benzerini getirme hususunda insanları âciz bırakması / Lemaat: Parıltılar / Menşe: Kaynak)
Üstadımız sanki bu eserde bir taşla iki kuş vurmuş. Evvela Kur’an’ın 40 vecihle mucize olduğunu ispat etmiş. Bunu yaparken de misal olarak gösterdiği ekser ayetleri; ehl-i ilhadın tenkit edip ehl-i fennin itiraz ettiği, cinnî ve insî şeytanların vesvese ve şüpheye maruz kaldığı ayetlerden seçmiş. Bu ayetler üzerindeki i’caz sikkelerini göstermiş. Bu yolla da onların fitne ateşini söndürüp hilelerine set çekmiş. Elhamdülillah…
Mütalaasını yaptığımız bölümü bir daha okuyalım:
“Bu Mu’cizat-ı Kur’aniye Risalesi’ndeki ekser ayetlerin her biri, ya mülhidler tarafından medar-ı tenkit olmuş veya ehl-i fen tarafından itiraza uğramış veya cinnî ve insî şeytanların vesvese ve şüphelerine maruz olmuş ayetlerdir. İşte bu Yirmi Beşinci Söz, öyle bir tarzda o ayetlerin hakikatlerini ve nüktelerini beyan etmiş ki ehl-i ilhad ve fennin kusur zannettikleri noktalar, i’cazın lemaatı ve belâgat-ı Kur’aniyenin kemalâtının menşeleri olduğu, ilmî kaideleriyle ispat edilmiş.”
Yazar: Sinan Yılmaz