6. Allah’ın Arş’a istivasının manası nedir?
Bu dersimizde, “Allah Arş’a oturdu.” ayetinin manasını izah edeceğiz.
Bundan önceki dersimizde Kur’an’daki mecaz ve teşbihin hikmetini izah etmiş ve bununla ilgili 10 örnek vermiştik. Bu örneklerle de Kur’an’daki mecazın varlığını ispat etmiştik.
“Allah Arş’a oturdu.” ifadesi de mecaz bir ifadedir ve burada bir teşbih yapılmıştır. Hakiki oturma söz konusu değildir. Allah oturmaktan, ayakta durmaktan ve diğer beşerî sıfatlardan münezzehtir.
Bizler kendi konuşmalarımızda da bu tip teşbihleri çok kullanırız. Mesela büyük bir şirket hakkında, “Falanca koltuğa oturdu.” deriz. Bu sözle hakiki bir oturmayı kastetmeyip, falancanın idareyi eline aldığını ve artık işleri onun yöneteceğini kastederiz. Bu kişi bir koltuğa oturmasa da bu söz doğrudur. Çünkü bununla hakiki oturma kastedilmeyip, işleri ele alma manası kastedilmiştir.
Şirket için “koltuğa oturma” ifadesini kullanırken, bir memleket için “tahta oturma” ifadesini kullanırız. Birisi bir memlekete hükümdar olsa, “Falanca tahta oturdu.” deriz. Bu sözümüzle ne hakiki tahtı ne de hakiki oturmayı kastederiz. Kastettiğimiz şey, falancanın hükümdar olduğu, artık devleti onun idare ettiği ve her işten onun sorumlu olduğudur.
İşte Allahu Teâlâ da bu âlemdeki hâkimiyetini, malikiyetini, tedbirini, her şeye gücü yetmesini, işlerin yegâne sahibi olduğunu ve bütün âlemin sultanı olduğunu “Arş’a oturma” ifadesiyle beyan etmiştir. Sanki Arş şu âlemin bir tahtı olmuş; Sultan-ı Ezel ve Ebed olan Allah’ın hâkimiyeti de ona oturmakla ifade edilmiştir. Burada ne hakiki oturma vardır ne de Arş’ın taht olması. Bu bir teşbihtir ve bir mecazdır.
“Tahta oturdu.” ifadesi, “Melik oldu.”, “Sahip oldu.”, Hâkim oldu.” gibi ifadelerden daha kuvvetli ve belagatça daha güzeldir. Bu sebeple Rabbimiz, bu kuvvetli ve beliğ ifadeyi tercih etmiş; hâkimiyet ve saltanatını bir teşbihle beyan etmiştir.
Mesele bu kadar basitken, kendilerine Selefî diyen güruh bu mecaz ifadeyi hakikat zannetmişler ve Allah’ın Arş’ta oturduğu fikrine sapmışlar. Ne diyelim, Allah onlara hidayet etsin!
Yazar: Sinan Yılmaz