a
Ana SayfaArş'a İstiva9. “Yoksa siz gökte olanın sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden emin mi oldunuz?” ayetinin tahlili

9. “Yoksa siz gökte olanın sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden emin mi oldunuz?” ayetinin tahlili

Bu dersimizde, Selefîlerin şu sözüne cevap vereceğiz. Selefîler diyor ki: Cenab- Hak şöyle buyurmuştur:

أَأَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَاءِ أَنْ يَخْسِفَ بِكُمُ الأَرْضَ

“Yoksa siz gökte olanın sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden emin mi oldunuz?” (Mülk 16)

 أَمْ أَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَاء أَنْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِبًا

“Yoksa siz gökte olanın size taş yağdıran bir rüzgâr göndermeyeceğinden emin mi oldunuz?” (Mülk 17)

Bu ayetlerde “gökte olan” ifadesiyle Allah kastedilmiştir. Bu da ispat eder ki Allah göktedir.

İşte Selefîler böyle diyorlar. Evvela onlara deriz ki: Ayette “Allah” lafzı geçmiyor; “gökte olan” deniliyor. “Gökte olan” ifadesiyle Allah’ın kastedildiğini nereden biliyorsunuz?

“Gökte olan” ifadesi dört farklı şekilde izah edilebilir:

Birinci ihtimale göre: Gökte olandan murad Hazreti Cebrail’dir. Zira Cebrail (a.s.) birçok kavmi emr-i İlahî ile helak etmiştir. Buna göre, ayetin manası şöyle olur:

— Siz, gökte olan Cebrail’in sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden ve size taş yağdıran bir rüzgâr göndermeyeceğinden emin mi oldunuz?

Bu izahımıza karşı Selefîler şöyle diyebilir: Gökte olan Cebrail olamaz. Çünkü insanları yere batıracak olan Allah’tır.

Biz de onlara deriz ki: Vallahi siz Kur’an’ı hiç anlamıyorsunuz. Şimdi bunu size ispat edeceğiz:

— Kur’an’ı kim indirdi?

Herhâlde “Allah indirdi.” diyeceksiniz. Şimdi Bakara suresinin 97. ayetine bakalım:

  مَنْ كَانَ عَدُوًّا لِجِبْرِيلَ فَإِنَّهُ نَزَّلَهُ عَلَى قَلْبِكَ

“Kim Cebrail’e düşmanlık ediyorsa şüphesiz Kur’an’ı senin kalbine indiren O’dur.” (Bakara 97)

— Ayet-i kerime ne dedi?

“Kur’an’ı Cebrail indirdi.” dedi. Hâlbuki Kur’an’ı indiren Allah’tır.

— Peki, niçin ayette Cebrail’e atfedildi?

Çünkü Hazreti Cebrail vesiledir. Bir fiil vesile olana atfedilebilir.

İkinci örneğimiz: Selefîlere yine soruyoruz:

— İnsanı öldüren kimdir?

Herhâlde “Allah öldürür. Ölüm de hayat da O’nun elindedir.” diyeceksiniz. Şimdi Secde suresinin 11. ayetine bakalım:

  قُلْ يَتَوَفَّيكُمْ مَلَكُ الْمَوْتِ

“De ki: Sizi ölüm meleği öldürecek.” (Secde 11)

— Ayet ne dedi?

“Sizi ölüm meleği öldürecek.” dedi. Hâlbuki bizi öldüren Allah’tır.

— Peki, öldürme fiili niçin ölüm meleğine atfedildi?

Çünkü ölüm meleği vesiledir. Bir fiil vesile olana atfedilebilir.

Bir örnek daha verelim: Selefîlere yine soruyoruz:

— Kıyametten sonra insanları kim diriltecek? Topraktan kim çıkaracak?

Herhâlde “Bu işi Allah yapacak.” diyeceksiniz. Şimdi Zilzal suresinin 2. ayetine bakalım:

  وَأَخْرَجَتِ الْأَرْضُ أَثْقَالَهَا

“Yer ağırlıklarını çıkarıp attığında…” (Zilzal 2)

Ayette geçen “ağırlık” ölülerdir. Ağırlıkların dışarı atılması da ölüleri kabirlerinden fırlatıp çıkarmaktır.

— Ayet-i kerime ne dedi?

“Ölüleri kabirlerinden yeryüzü çıkaracak.” dedi. Hâlbuki bizi kabirden Allah çıkaracak.

— Peki, kabirlerden çıkarma işi niçin yeryüzüne atfedildi?

Çünkü yeryüzü bu işin mazharıdır. Bir fiil vesile olana atfedilebileceği gibi, mazhar olana da atfedilebilir.

Bu üç misal gibi, Kur’an’dan onlarca misal verebiliriz. Sözü uzatmamak için üç misalle yetiniyoruz.

Aynen bu misallerde olduğu gibi, insanları yerin dibine geçirmek ve onların üzerine taş yağdıran rüzgârı göndermek de Allah’ın fiilidir. Ancak bu fiilde Hazreti Cebrail (a.s.) vesiledir. Vesile olması cihetiyle bu fiilin ona isnadı caizdir ve Kur’an’ın üslubundandır. Buna itiraz edilemez.

İkinci ihtimale göre: Gökte olandan murad meleklerdir. Çünkü Hazreti Cebrail gibi, melekler de birçok kavmi izni İlahî ile helak etmişlerdir. Ashab-ı fil kıssası hepinizin malumudur. Buna göre ayetin manası şöyle olur:

— Siz gökte olan meleklerin sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden ve size taş yağdıran bir rüzgâr göndermeyeceğinden emin mi oldunuz?

Fiili vesileye isnat etmenin caiz olduğunu ve Kur’an’ın üslubundan olduğunu üstte ispat etmiştik. O makamda yaptığımız izah bu ihtimal için de geçerlidir.

Üçüncü ihtimale göre: Gökte olandan murad azabın kendisidir. Zira azap genelde gökten gelir. Kur’an’da helak edilişi anlatılan neredeyse bütün kavimler gökten gelen bir azapla helak olmuşlardır. Buna göre ayetin manası şöyle olur:

— Siz, gökte olan azabın -yani gökten gelecek azabın- sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden emin mi oldunuz?

Dördüncü ihtimale göre: Gökte olandan murad Allah’ın saltanatıdır. Her ne kadar Allah’ın saltanatı hem yeryüzünde hem gökyüzünde gözükse de yeryüzü o saltanatın haşmetini hakkıyla gösterebilecek kabiliyette değildir. Bu sebeple, saltanat-ı İlahiyenin mazharı olarak gökler gösterilmiştir. Buna göre ayetin manası şöyle olur:

— Siz, haşmeti ve saltanatı göklerde olan Allah’ın sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden ve size taş yağdıran bir rüzgâr göndermeyeceğinden emin mi oldunuz?

Netice olarak deriz ki: Ayette geçen “gökte olan” ifadesini dört farklı şekilde anlamak mümkündür. Bu mümkünleri bırakıp muhal olan bir manayı ayete yüklemeye çalışmak hem ayete hem Kur’an’a hem de Allah’a iftiradır!

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin