a
Ana SayfaArş'a İstiva1. “Allah Arş’tadır.” diyenlere soruyoruz: Arş yokken Allah neredeydi?

1. “Allah Arş’tadır.” diyenlere soruyoruz: Arş yokken Allah neredeydi?

Kendilerine “Selefî” diyen bazı kimseler Allah’ın Arş’ta olduğunu söylüyorlar. Hatta size şöyle sorarlar:

— Allah nerededir?

Siz, “Allah mekândan münezzehtir. Hiçbir mekânda değildir.” deyince, size şöyle derler:

— Allah Kur’an’da Arş’ta olduğunu söylüyor. Sen ayeti inkâr ettin, kâfir oldun.

İşte onlar böyle diyorlar. Onlara göre, Allah’ın mekândan münezzeh olduğuna inananlar kâfirdir ve ayeti inkâr etmişlerdir. Bu eserimizde -Allah’ın izni ve inayetiyle- onların bu batıl fikirlerinin belkemiğini kıracağız.

İlk önce Allah’ın mekândan münezzeh olması hakkında biraz konuşalım:

Mekânla kayıtlı olan insanın mekândan münezzehliğin manasını anlaması çok zordur. Bu hakikati akla şöyle yaklaştırabiliriz:

Size sorsam:

— Allah ezelî midir?

Elbette cevap olarak dersiniz ki:

— Evet, Allah ezelîdir. Yani sonradan var olmamış, başkası tarafından yaratılmamış, bizatihi kaimdir.

Şimdi şöyle sorsam:

— Peki, madde ezelî midir?

Buna da cevap olarak dersiniz ki:

— Hayır, madde ezelî değildir. Madde Allah tarafından yaratılmış ve sonradan var olmuştur.

Buraya kadar iki meselede hemfikiriz:

1. Allah’ın ezelî olduğu.

2. Maddenin ezelî olmayıp sonradan var olduğu.

Şimdi en önemli soruyu soruyorum:

— Allah ezelî, madde ise ezelî olmadığına göre, Allah ezelde neredeydi?

Cevabınız ne olacak? Ya diyeceksiniz ki:

— Allah mekândan münezzehtir. Zatıyla hiçbir mekânda olmadığı hâlde, isim ve sıfatlarıyla her yerdedir.

Ya böyle diyecek ve Allah’ın mekândan münezzeh olduğunu kabul edeceksiniz. Ya da Allah’a bir mekân isnat edeceksiniz. Ancak bunu yaptığınızda o mekânın da ezelî olduğunu kabul etmek zorunda kalırsınız. Çünkü ezelî olan bir zat sonradan var olan bir mekânla kaim olamaz. Ezelî zat ya mekândan münezzeh olmalı ya da mekân ve madde de ezelî olmalı. Bunun başka bir yolu yok!

Şimdi, Allah’ın Arş’ta olduğunu kabul eden Selefîlere soruyoruz:

— Arş ezelî midir yoksa sonradan mı yaratılmıştır?

Ya da şöyle soralım:

— Arş’ı Allah mı yarattı yoksa ezelde kendisi var mıydı?

Herhâlde buna cevabınız: “Allah yaratmıştır.” şeklindedir. Bu cevapla da şunu kabul ediyorsunuz: Allah ezelî, Arş ise sonradan yaratılmıştır.

Şimdi size ikinci sorumuzu soruyoruz:

— Allah Arş’ı yaratmadan önce neredeydi?

Yani hayalen şunu tasavvur edin: Ezeldeyiz… Daha Arş yaratılmamış, madde yaratılmamış, kâinat yaratılmamış, Allah’ın zatından başka hiçbir şey yok…

— İşte maddenin ve Arş’ın olmadığı bu ezelde Allah neredeydi?

Hadi bize cevap verin…

“Allah Arş’taydı.” diyemezsiniz, çünkü daha Arş yok. “Allah şuradaydı.” diyemezsiniz, çünkü daha madde yok. Şunu demeye mecbursunuz:

— Allah hiçbir yerde değildi. Allah mekândan münezzehtir.

Ya bunu diyeceksiniz ya da Arş’a ve maddeye ezeliyet vereceksiniz. Başka bir yolunuz yok!

Arş’a ve maddeye ezeliyet veremezsiniz. Çünkü ezeliyet sadece Allah’a mahsustur. Zaten münazaranın başında Arş’ın Allah tarafından yaratıldığını kabul etmiştiniz. Bu kabul de sizi mekândan münezzeh bir Allah inancına yönlendirmişti. Şimdi ise Allah’ın Arş’ta olduğunu söylüyorsunuz.

— İyi de mekândan münezzeh olan Allahu Teâlâ, kâinatı yarattıktan sonra ne oldu da mekânla kayıtlandı?

Allah’ın sıfatlarında değişiklik olmaz. Siz batıl itikadınız sebebiyle Allah’ın tahavvüle ve değişikliğe maruz kaldığını kabul etmek zorunda kalıyorsunuz.

— Bunu nasıl kabul ediyorsunuz?

Hem bu batıl itikadınızla, ezelî olan Allahu Teâlâ’yı sonradan var olan Arş’a mahkûm ediyorsunuz.

— Ezelî olan zat yarattığı bir eşyaya mahkûm olur mu?

Bu nasıl bir itikattır! Hiç bunları düşünmüyor musunuz?

Kardeşlerim, kendilerine Selefî diyen bu kimselerin nasıl bir muhali kabul ettiklerini gördünüz. Bir sonraki dersimizde bu muhallere devam edeceğiz. Aklı olan her Selefî bu dersleri okuduğunda itikadının yanlışlığını görecek ve Allah’ı Arş’a nispet etmekle nasıl bir cinayet işlediğine kani olacak. Ve eğer nasibi varsa tövbe edecek.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin