a
Ana SayfaMuhtelif Konular3. Hava parası caiz midir?

3. Hava parası caiz midir?

Hanefilerin selef uleması, hava parasını caiz görmemiş ve helal olmadığını söylemiştir. Daha sonraları ise bu tür uygulamaların sık sık görülmesinden ve kaçınılması müşkül bir zaruret hâline geldiğinden İbni Âbidin gibi büyük bir fıkıhçı bu konuyu irdelemiş ve şöyle demiştir:

— Zaruret hâline gelmesinden ve Müslümanların bunu örf hâline getirmelerinden dolayı hava parası caizdir. Çünkü kadının kendi geceleme hakkını kumasına devretmesine, imamlık ve müezzinlik gibi görevlerin parayla başkalarına devredilebileceğine dair fetvalar verilmiştir. Hava parası da bundan başka bir şey değildir.

İmam Karâfî, Malikilerden İmam Lekânî’nin, “Örfe binaen caizdir.” dediğini nakleder ve onun tercihiyle amel edilebileceğini söyler.

Yine İbni Âbidin Hazretleri bir kısım Şafiîlerin bu doğrultudaki fetvalarını nakleder.

Caiz olduğunu söyleyenler, hava parasını yalnız mal sahibi ya da kira sözleşmesindeki süresi dolmayan kiracının alabileceği görüşündedirler. Yoksa mal sahibinin izni olmadan veya kira müddeti dolduktan sonra hava parasının alınamayacağı hususunda ittifak vardır.

Bu konudaki ihtilafın sebebi, hukuk-ı mücerredenin (mücerred hakların) mal olup olmadığıdır. Selef ulemasına göre, hukuk-ı mücerrede mal değildir. Bir şeyin mal olabilmesi için ayn olması yani elle tutulur, gözle görülür bir mevcut olması lazımdır. Elle tutulmayan ve gözle görülmeyen şeyler ayn değildir; ayn olmayan bir şeyin satışı da caiz değildir. Şufa hakkı da bu tür haklardandır.

Halef uleması ise zamanın ve örfün değişmesi sebebiyle bu tür hakların mal gibi kabul edilebileceğini söyler ve telif hakkı gibi hakların satılabileceğini ifade eder.

Netice olarak diyebiliriz ki: Bu tür uygulamalar asr-ı saadette ve İslam’ın berraklığını muhafaza ettiği asırlarda yoktu. Çünkü bunlar İslam’ın ruhuna uygun değildir. Bu fetvaları, İslam’dan uzaklaşmış bir toplum için geçici fetvalar olarak görmeli ve mümkünse hava parası almayarak takvayla amel edilmelidir. Eğer almak zorunda kalınmışsa, en azından tövbe ve istiğfar edilmeli ve rahmet-i İlahiyenin celbine çalışılmalıdır.

(İbni Âbidin, IV, 14-17)

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin