9. Dördüncü hasaret: Acz ve fakrın ile beraber, o pek ağır hayat yükünü zayıf beline yükleyip…
Altıncı Söz’ün mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:
Dördüncü hasaret: Acz ve fakrın ile beraber, o pek ağır hayat yükünü zayıf beline yükleyip zeval ve firak sillesi altında daim vaveyla edeceksin. (6. Söz)
Burada anlatılan hasaret, tevekkülsüzlük neticesinde meydana gelen sıkıntıdır. Zira Cenab-ı Hakk’a tevekkül etmeyen kimse, aczi ve fakrıyla beraber şu hayat yükünü zayıf beline yüklemeye mecbur olur ve daima vaveyla eder. Üstadımız bu meseleyi 23. Söz’de şöyle latif bir temsil ile anlatmaktadır:
“Tevekkül eden ve etmeyenin misalleri şu hikâyeye benzer: Vaktiyle iki adam hem bellerine, hem başlarına ağır yükler yüklenip büyük bir sefineye birer bilet alıp girdiler. Birisi, girer girmez yükünü gemiye bırakıp üstünde oturup nezaret eder. Diğeri hem ahmak hem mağrur olduğundan yükünü yere bırakmıyor.
Ona denildi: “Ağır yükünü gemiye bırakıp rahat et!” O dedi: “Yok, ben bırakmayacağım. Belki zayi olur. Ben kuvvetliyim, malımı belimde ve başımda muhafaza edeceğim.”
Yine ona denildi: “Bizi ve sizi kaldıran şu emniyetli sefine-i sultaniye daha kuvvetlidir, daha ziyade iyi muhafaza eder. Belki başın döner, yükünle beraber denize düşersin. Hem gittikçe kuvvetten düşersin. Şu bükülmüş belin, şu akılsız başın, gittikçe ağırlaşan şu yüklere takat getiremeyecek. Kaptan dahi eğer seni bu hâlde görse ya divanedir diye seni tard edecek; ya “Haindir, gemimizi itham ediyor, bizimle istihza ediyor, hapsedilsin!” diye emredecektir. Hem herkese maskara olursun. Çünkü ehl-i dikkat nazarında zaafı gösteren tekebbürünle, aczi gösteren gururunla, riyayı ve zilleti gösteren tasannuunla kendini halka müdhike yaptın, herkes sana gülüyor.” denildikten sonra o biçarenin aklı başına geldi. Yükünü yere koydu, üstünde oturdu. “Oh, Allah senden razı olsun. Zahmetten, hapisten, maskaralıktan kurtuldum.” dedi.
İşte ey tevekkülsüz insan! Sen de bu adam gibi aklını başına al, tevekkül et! Ta bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hadisenin karşısında titremekten ve hodfuruşluktan ve maskaralıktan ve şekavet-i uhreviyeden ve tazyikat-ı dünyeviye hapsinden kurtulasın.” (23. Söz)
(Sefine: Gemi / Tekebbür: Kibirlenme / Tasannu: Yapmacık / Müdhike: Gülünecek şey / Hodfuruşluk: Kendini beğendirmeye çalışmak / Şekavet-i uhreviye: Ahiretteki sıkıntılar / Tazyikat-ı dünyeviye: Dünyadaki dert ve sıkıntılar)
Metnin tefekkürünü sizlere havale ediyoruz. Sakın tefekkür etmeden sonraki derse geçmeyin.
Yazar: Sinan Yılmaz