5. Dördüncü kâr: İnsan zayıftır, belaları çok. Fakirdir, ihtiyacı pek ziyade…
Altıncı Söz’ün mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:
Dördüncü kâr: İnsan zayıftır, belaları çok. Fakirdir, ihtiyacı pek ziyade. Âcizdir, hayat yükü pek ağır. Eğer Kadîr-i Zülcelal’e dayanıp tevekkül etmezse ve itimat edip teslim olmazsa, vicdanı daim azap içinde kalır. Semeresiz meşakkatler, elemler, teessüfler onu boğar; ya sarhoş veya canavar eder. (6. Söz)
(Kadîr-i Zülcelal: Nihayetsiz kudret ve celal sahibi (Allah) / Semere: Meyve / Teessüf: Üzüntü)
Bu kârı hakkıyla anlayabilmek için Üçüncü Söz’ü ve o sözde anlatılan hakikatleri mütalaa etmenizi tavsiye ediyorum. Üçüncü Söz, bu kârın tam bir izahı ve şerhidir. Sitemizden “Üçüncü Söz Şerhi”ni PDF formatında indirebilir ve mütalaasını yapabilirsiniz. Bu kârdaki hakikatler orada izah edildiğinden tekrar izahına girişmiyor, mütalaasını mezkûr söze havale ediyoruz.
Beşinci kâr: Bütün o aza ve aletlerin ibadeti ve tesbihatı ve o yüksek ücretleri, en muhtaç olduğun bir zamanda, cennet yemişleri suretinde sana verileceğine ehl-i zevk ve keşif ve ehl-i ihtisas ve müşahede ittifak etmişler. (6. Söz)
Bu mesele Otuz Birinci Söz’de izah edilmiştir. Şimdi bu izahı yavaş yavaş ve anlayarak okuyalım:
“O âlemlerin birisi de Sidretü’l-Müntehâ’daki Cennetü’l-Me’vâ’dır. Yerdeki tesbihat ve tahmidat, o cennetin meyveleri suretinde -Muhbir-i Sadık’ın ihbarıyla- temessül ettiği sabittir.
Deme ki: “Havaî bir Elhamdülillah kelimem nasıl mücessem bir meyve-i cennet olur?”
Çünkü sen gündüz uyanıkken güzel bir söz söylersin, bazen rüyada güzel bir elma şeklinde yersin. Gündüz çirkin bir sözün, gecede acı bir şey suretinde yutarsın. Bir gıybet etsen, murdar bir et suretinde sana yedirirler. Öyle ise şu dünya uykusunda söylediğin güzel sözlerin ve çirkin sözlerin, meyveler suretinde, uyanık âlemi olan âlem-i ahirette yersin ve yemesini istib’ad etmemelisin.” (Otuz Birinci Söz)
(Tahmidat: Hamdler / Muhbir-i Sadık: Doğru sözlü haberci (Peygamberimiz kastedilmiş) / İhbar: Haber verme / Temessül: Görünme, cisimleşmek / Havaî: Havaya ait / Mücessem: Cisim hâline gelmiş / İstib’ad: Akıldan uzak görmek)
Metin üzerinde biraz tefekkür edersiniz. Mana açık olduğundan şerhine girmiyor, mütalaasını sizlere havale ediyorum.
Şimdi bu mesele ile ilgili bazı hadis-i şerifler nakledelim:
Hazreti Abdullah b. Amr rivayet etmiştir. Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurdu:
— Kim سُبْحَانَ اللَّهِ وَ بِحَمْدِهِ derse, onun için cennette bir hurma ağacı dikilir. (Bezzar, Mecmâu’z-Zevâid)
Hazreti Eyyübü’l-Ensari (r.a.) rivayet etmiştir. Resulullah (a.s.m.) miraç gecesinde İbrahim (a.s.)’ın yanına uğradı. İbrahim (a.s.): “Ey Cebrail yanındaki kimdir?” dedi. Cebrail: “Muhammed (a.s.m.)’dır.” dedi. İbrahim (a.s.): “Ümmetine söyle cennete bol bol fidan diksinler. Şüphesiz cennetin toprağı çok güzel ve arazisi çok geniştir.” buyurdu. Resulullah (a.s.m.): “Cennetin fidanları nedir?” deyince, İbrahim (a.s.) şöyle dedi: لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللَّهِ dır.” (Müsned-i Ahmed, Mecmâu’z-Zevâid)
Hazreti Ebû Hüreyre (r.a.) diyor ki: Resulullah (a.s.m.) yanıma uğradı. Ben fidan dikiyordum. “Ey Ebû Hureyre, ne yapıyorsun?” buyurdu. Ben: “Kendim için fidan dikiyorum.” dedim. Resulullah (a.s.m.): “Ben sana bundan daha hayırlı fidan söyleyeyim mi?” buyurdu. Ben: “Evet ya Resulallah, söyleyiniz!” dedim. Bunun üzerine buyurdu ki:
— سُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلاَ اِلهَ اِلاَّ اللَّهُ وَاللَّهُ اَكْبَرُ de. Bunlardan her kelime karşılığında cennette senin için bir ağaç dikilir. (İbni Mâce)
Ubeyd b. Umeyr (r.a.)’dan Ubade b. Samit (r.a.) şöyle dedi:
— …Canı çıkacağı zaman Kur’an gelir ve başının ucunda durur. Onlar ölüyü yıkayıp işleri bitince Kur’an içeri girip kefeni ile göğsü arasına girer. Kişi kabrine konulunca Münker ve Nekir melekleri geldiğinde Kur’an çıkar ve onların arasına girer. Melekler Kur’an’a: “Bizi bırak onu sorguya çekmek istiyoruz.” derler. Kur’an: “Allah’a yemin olsun ki ben ondan asla ayrılmam!” der. Öyle ki Kur’an her şeye müdahale eder, ta ki kişi cennete girinceye kadar. Sonra Kur’an o kişiye: “Beni tanıyor musun?” der. Kişi: “Hayır tanımıyorum!” der. Kur’an: “Gece gündüz beni okuduğun Kuran’ım! Seni şehvetlerinden, kötü şeyleri işitmekten, harama bakmaktan koruyanım. Dostlar arasında beni en sadık dost olarak bulurdun. Kardeşler arasında beni en sadık kardeş olarak bilirdin. Sana müjdeler olsun, Münker ve Nekir sorgusundan sonra asla hiçbir keder ve üzüntü sana gelmeyecektir… (İbni Hacer el-Askalânî, Metâlibu Âliye)
Cenab-ı Hak her daim bizlere salih amel işletsin. O salih amelleri kabirde ve berzahta bizlere dost kılsın. En muhtaç anımızda onları yardımımıza göndersin. Âmin.
İşte bu beş mertebe kârlı ticareti yapmazsan şu kârlardan mahrumiyetten başka, beş derece hasaret içinde hasarete düşeceksin. (6. Söz)
Hasaretlerin mütalaasına sonraki derste başlayacağız.
Yazar: Sinan Yılmaz