8. Peygamberimizin gaybtan haber vermesi bir mucize değil midir?
Bu dersimizde, Peygamberimiz (a.s.m.)’ın Kur’an’da zikredilen mucizelerinden altıncısını işleyeceğiz. Tahlilini yapacağımız ayet-i kerime Tahrim suresinin 3. ayetidir. Bu ayet-i kerimede mealen şöyle buyrulmuş:
— Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Eşi o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygambere açıklayınca, Peygamber (eşine bunun) bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber: “Ziyadesiyle bilen ve her şeyden haberi olan Allah bana bildirdi.” dedi. (Tahrim 3)
Taberî tefsirinde zikredildiğine göre, Abdullah İbni Abbas, İmam Katâde, Zeyd İbni Eslem, Abdurrahman İbni Zeyd, İmam Şa’bî ve İmam Dahhak’a göre, ayette zikredilen “Peygamberin zevcelerinden birinden” maksat Hazreti Ömer’in kızı Hazreti Hafsa’dır. Ona gizlice söylediği söz de Peygamberimizin kendisine cariyesini haram kılması ve buna dair yemin ederek “Bunu kimseye söyleme.” demesidir.
Hazreti Hafsa ise bu sırrı açığa vurmuş ve Hazreti Aişe’ye açmıştır. Bunun üzerine Allahu Teâlâ, Peygamberimiz (a.s.m.)’a Hazreti Hafsa’nın bu sırrı başkasına söylediğini bildirmiş, Resulullah (a.s.m.) da bunu Hazreti Hafsa’ya söylemiştir.
Hazreti Hafsa, Peygamberimizin kendisine bunu söylemesi üzerine, “Bunu sana kim bildirdi? Bunu ben sadece Hazreti Aişe’ye söyledim ki yanımızda başka kimse yoktu. O da sana söylemeyeceğine göre bunu sana kim haber verdi?” dedi. Resulullah (a.s.m.) da “Her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Allah bildirdi.” buyurdu.
Ayet-i kerimenin iniş sebebini kısaca beyan ettikten sonra, şimdi, “Kur’an’da Peygamberin mucizesi yoktur.” diyenlere şu soruları sormak istiyoruz:
Hazreti Hafsa ile Hazreti Aişe arasındaki konuşma Peygamber Efendimiz (a.s.m.)’a göre gaybtır. Yani Efendimiz (a.s.m.) onların yanında değildi.
— Acaba Peygamberimiz (a.s.m.)’ın, kendisine göre gayb olan bu konuşmayı onlara haber vermesi bir mucize değil midir?
Biraz daha açalım: İki kişi gizlice konuşuyor. Bu iki kişinin ne konuştuğunu bilmek kimse için mümkün değildir.
— Acaba bu iki kişinin konuştuğu şeyleri bilmek ve haber vermek mucizeden başka hangi isimle isimlendirilir?
Mucizeyi bir daha tanımlayalım: Mucize, takat-ı fevki beşer olan şeydir. Yani insanın gücünün üstünde olan şeydir.
— Acaba iki kişinin gizlice yaptıkları konuşmayı bilmek insanın gücünün üstünde bir şey değil midir ki buna mucize demekten çekiniyorsunuz?
— Siz şimdiye kadar gizlice yapılan kaç konuşmayı bildiniz ya da bilen kaç kişi gördünüz?
— Örfte emsali olmayan bu iş mucize değil de nedir?
Yoksa şöyle mi diyorsunuz: Ama bunu Allah bildirdi. Dolayısıyla mucize olmaz…
İyi de zaten bütün mucizeleri yaratan Allahu Teâlâ’dır. Allah’ın yaratması veya bildirmesi o şeyi mucize olmaktan çıkarmaz. Biz şuna bakarız: Bu olay insan gücünün üstünde midir yoksa dâhilinde midir?
Eğer dâhilinde ise ve örfte emsali çoksa mucize olmaz. Yok, eğer dâhilinde değilse ve bir beşer onu taklit edemiyorsa bu bir mucizedir.
İki kişinin gizlice yaptığı konuşmanın içeriğini bilmek ve konuşanlara haber vermek beşerin gücü dâhilinde değildir. Dolayısıyla bu bir mucizedir.
Ey “Peygamberin Kur’an’da mucizesi yoktur.” diyenler!
— Hiç Tahrim suresini okumadınız mı?
— Peygamberimiz (a.s.m.)’ın gaybtan vermiş olduğu bu haberin zikredildiği ayeti hiç görmediniz mi?
— Yoksa siz mucizeyi sadece havada uçmak, denizde yürümek ve göğe merdiven yapmak gibi şeyler mi zannediyorsunuz?
Eğer böyle zannediyorsanız, önce mucizenin tanımını öğrenin ve sonra gelin bu batıl fikrinizden tövbe edin!
Yazar: Sinan Yılmaz