5. Demek, derd-i maişet için namazını terk eden, o nefere benzer ki talimi ve siperini bırakıp…
Beşinci Söz’ün mütalaasına kaldığımız yerden devam ediyoruz:
Demek, derd-i maişet için namazını terk eden, o nefere benzer ki talimi ve siperini bırakıp çarşıda dilencilik eder. (5. Söz)
— Misaldeki askerin, talimi ve siperini bırakıp çarşıda dilencilik etmesinin sebebi nedir?
Devlete karşı olan güvensizliği ve tevekkülsüzlüğü!
— Peki, bir Müslüman’ın derd-i maişet için namazını terk etmesinin sebebi nedir?
Aynı sebep: Allah’a karşı güvensizlik ve tevekkülsüzlük!
Demek, asıl problem tevekkülsüzlüktür. Bu makamda, tevekkülü kazandıracak iki ayet-i kerimeyi ve birkaç hadis-i şerifi, tevekkülsüzlüğümüze şifa olması niyetiyle nakletmek istiyorum:
“Kim Allah’tan korkarsa Allah ona bir çıkış yolu yaratır ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah’a güvenirse Allah ona yeter.” (Talak 2-3)
“De ki: Gerçekten Rabbim kullarından dilediği kimsenin rızkını genişletir ve dilediği kimsenin rızkını daraltır. Her neyi infak ederseniz, onun yerine başkasını verir. Muhakkak ki O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Sebe 39)
İbni Abbas (r.a.) rivayet etmiştir. Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurdu:
— Eğer siz Allah’a hakkıyla tevekkül etseydiniz kuşlar gibi rızıklanırdınız. Kuşlar sabahları kursakları boş olarak çıktıkları hâlde akşam kursakları dolu olarak dönerler. (Tirmizî, İbni Mâce)
Hazreti Enes (r.a.) şöyle dedi: Nebi (a.s.m.) zamanında iki kardeş vardı. Bunlardan biri ilim öğrenmek için Peygamberimiz (a.s.m.)’a gelir, diğeri de geçimlerini temin için çalışırdı. Bir gün çalışan kardeş, ötekini Nebi (a.s.m.)’a şikâyet etti. Bunun üzerine Peygamberimiz (a.s.m.) şöyle buyurdu:
— Belki de sen ondan sebep iş buluyor ve rızıklandırılıyorsun! (Tirmizî)
Muaz b. Cebel (r.a.) rivayet etmiştir. Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurdu:
— Eğer kişi ölümden kaçtığı gibi rızkından kaçarsa rızkı ona gelir, ölümün ona geldiği gibi. (Ebû Ya’la, İbni Hacer el-Askalânî, Metâlib-u Âliye)
Ebû Derda (r.a.) rivayet etmiştir. Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurdu:
— Kulun rızkı, ecelinin kendisini aradığından daha fazla arar. (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)
Hazreti Enes (r.a.) rivayet etmiştir: Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurdu:
— Kimin arzusu ahiret olursa Allah onun kalbine zenginliğinden koyar ve işlerini derli toplu kılar; artık dünya ona hakir gelmeye başlar. Kimin hedefi de dünya olursa Allah iki gözünün arasına (dünyanın) fakirliğini koyar, işlerini de darmadağınık eder. Netice olarak dünyadan da eline, kendisine takdir edilmiş olandan fazlası geçmez. (Tirmizî)
Fakat namazını kıldıktan sonra Cenab-ı Rezzak-ı Kerîm’in matbaha-i rahmetinden tayinatını aramak, başkalara bâr olmamak için kendisi bizzat gitmek güzeldir, mertliktir, o dahi bir ibadettir. (5. Söz)
(Matbaha-i rahmet: Allah’ın rahmet mutfağı / Bâr: Yük)
Bu makamda, çalışmanın ibadet olduğu ile ilgili bir ayet-i kerime ve birkaç hadis-i şerif nakledelim:
“Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan (nasibinizi) arayın. Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.” (Cuma 10)
Ebû Said Hazretleri (r.a.) rivayet etmiştir. Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurdu:
— Güvenilir ve dürüst tüccar; peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraberdir. (Tirmizî)
İbni Abbas (r.a.) rivayet etmiştir. Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurdu:
— Kim el işinde yorulursa bağışlanmış olarak akşama kavuşur. (Mecmûu’z-Zevaid)
İbni Abbas (r.a.) rivayet etmiştir. Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurdu:
— Allah elinden iş gelen sanatkâr müminini sever. (Taberânî)
Yazar: Sinan Yılmaz