2. “Şüphesiz onlar o gün Rablerinden perdelidirler.” ayetinin izahı
Allahu Teâlâ’nın ahirette görüleceğine dair birinci delilimiz Mutaffifin suresinin 15. ayetidir. Bu ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:
كَلاَّ إِنَّهُمْ عَنْ رَبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَمَحْجُوبُونَ
Hayır! Şüphesiz kâfirler o gün Rablerinden elbette perdelidirler. (Mutaffifin 15)
Kâfirlerin Allah’tan perdeli olması, Allah’ı görememeleri ve Allah’ı görme nimetinden mahrum olmalarıdır. Kâfirler ahirette Allah’ı göremeyeceklerdir.
Cenab-ı Hak mezkûr ayet-i kerimede, kâfirlerin kendisini göremeyeceğini beyan etmiş ve bunu onlara bir ceza olarak vermiştir. Şimdi sorumuz şu:
— Eğer müminler de Allah’ı göremeyecek olsaydı Allah’ı görememenin kâfirlere tahsisi bir mana ifade eder miydi?
Yani hiç kimse Allah’ı göremeyecekse niçin ayet-i kerimede, “Kâfirler Allah’ı görmekten mahrumdurlar.” denilerek Allah’ı görememe kâfirlere tahsis ediliyor?
Şimdi şunu düşünelim: Elinizde bir nimet var. Bu nimet hakkında şöyle deseniz: Bu nimeti falana vermem.
— Bu sözünüzden bu nimeti diğerlerine vereceğiniz anlaşılmaz mı?
Elbette anlaşılır. Zira eğer kimseye vermeyecek olsaydınız, “Falana vermem.” diyerek tahsis yapmaz ve “Kimseye vermem.” derdiniz. Sizin “Falana vermem.” sözünüz, ondan başkasına vereceğiniz manasına gelir.
Aynen bunun gibi, Allahu Teâlâ da ayet-i kerimede, “Kâfirler o gün beni görmekten mahrumdurlar.” buyurmuş. Bu ifadeden anlaşılır ki: Kâfir olmayanlar yani müminler o gün Allah’ı görmekten mahrum olmayacaklar. Eğer müminler de mahrum olsaydı mahrumiyetin kâfirlere tahsisinin bir manası olmazdı.
İşte bu sırdan dolayı İmam Şafiî Hazretleri şöyle der:
— Allahu Teâlâ kâfirleri kendisini görmekten mahrum etmiş ve bunu onlara ceza olarak vermiştir. Demek ki en büyük itaat olan iman sebebiyle kendisini müminlere gösterecek ve bunu onlar için bir mükâfat yapacaktır.
Sözün özü: Kâfirlerin ahirette Allah’ı görmekten mahrum olmaları ispat eder ki müminler bu nimetten mahrum değildir. Eğer müminler de mahrum olsaydı bu mahrumiyetin kâfirlere tahsisi bir mana ifade etmezdi. Kur’an’da ise değil manasız bir ayet, manasız bir harf dahi yoktur.
Yazar: Sinan Yılmaz