a
Ana SayfaAllah'ı Görmek11. İdrak rüyetten farklıdır. Allah görülür ancak idrak edilemez.

11. İdrak rüyetten farklıdır. Allah görülür ancak idrak edilemez.

Bu dersimizde, Allah’ın ahirette görüleceğini inkâr eden Mutezile’nin üçüncü sözde delillerine cevap vereceğiz. Mutezile diyor ki:

— Enam suresinin 103. ayetinde, “Gözler onu göremez. O ise gözleri görür.” buyrulmuştur. Bu ayetin açık beyanıyla, gözler Allah’ı görememektedir. Ayetin bu beyanı karşısında, “Allah görülecektir.” demek manasızdır.

İşte Mutezile böyle diyor. Mutezile’nin bu sözüne karşı deriz ki:

Siz Kur’an’ı hiç anlamıyor ve ayete yanlış mana veriyorsunuz. Önce ayetin Arapçasına bakalım:

  لاَ تُدْرِكُهُ الأَبْصَارُ وَهُوَ يُدْرِكُ الأَبْصَارَ

Gözler onu idrak edemez. O ise gözleri idrak eder. (En’am 103)

Bakın, ayette “görmemekten” değil, “idrak edememekten” bahsediliyor. Görmek başkadır, idrak başkadır. Aralarındaki farkı büyük müfessir Fahreddin er-Râzî şöyle izah ediyor:

Görme ikiye ayrılır. Birincisi, sınırları ve sonu olan bir şeyi görmektir. Bir şey sınırları ve sonuyla görüldüğü zaman o şeyin görülmesi idrak ile ifade edilebilir. Bu durumda, görme ile idrak aynı şeydir.

İkincisi görme ise hudutsuz ve nihayetsiz olan bir şeyin görülmesidir. Bu görme onun idrak edilmiş olduğu anlamına gelmez. Hudutsuz ve nihayetsiz bir varlık görülür ancak idrak edilemez.

İşte Cenab-ı Hakk’ı gözlerin idrak edememesi bu manadadır. Göz Allah’ı görür ancak idrak ve ihata edemez.

Mesela bir kişi, “Ben falan şeyi gördüm.” dese, bu “İdrak ettim.” manasını ifade etmez. Eğer “Ben falan şeyi idrak ettim.” dese, bu hem görmeyi hem de ihatayı ifade eder. Her idrak görmedir fakat her görme idrak değildir. Dolayısıyla ayetin nefyettiği şey görme değil, idraktir. Allah görülecek ancak idrak edilemeyecektir.

Hem eğer Allah görülemeyen bir zat olsaydı, mezkûr ayette, Allah’ın idrak edilemeyeceğinin beyanı hikmetsiz olurdu. Zira görülemeyen zaten idrak de edilemez. Eğer Allah’ı görmek caiz olmasaydı idrak edilememesinden değil, görülememesinden bahsedilirdi.

Yine Allah’ın dışındaki varlıklar görülmeleriyle idrak edilirler. Eğer Allah görülmekle idrak edilseydi mahlukatından farkı kalmazdı. Ayet-i kerime bu farka işaret etmektedir.

Ayrıca mezkûr ayet-i kerime, Allah’ı methüsena makamında nazil olmuş ve Allah’ın, mahlukatına benzemediği beyan buyrulmuştur. Bu ayetin methüsena makamında nazil olması ispat eder ki Allah görülecektir. Çünkü Allah’ın görülemeyeceğini söylemek bir methüsena olmaz. Zira sırf bir yokluk ve halis bir olumsuzluk, olumlu bir sıfatı ispat etmediği müddetçe övgüye mucip değildir. Bu durumda ayetin manası şöyle olur:

“O, sonsuz azamet ve kibriya sahibi olduğu için, görülse de ihata edilecek şekilde idrak edilemeyecektir.”

Ayrıca Mutezile’ye şunu da deriz ki:

Eğer ayetteki idrakin “görme” manasında olduğunda hâlâ ısrar ediyorsanız biz de deriz ki: Bu durumda da ayet-i kerime birçok manaya gelebilir. Mesela:

1. Allahu Teâlâ azametinin hakkıyla tecelli ettiğinde gözler onu göremez.

2. Dünyada gözler onu göremez.

3. Kâfirlerin gözleri onu göremez.

Ayette bunlar gibi bir tahsis olabilir. Ayetlerin ve birçok hadisin açık beyanı yanında, böyle farklı manalara gelebilecek bir ayetin delaletiyle Allah’ı görmek inkâr edilemez; edene de ehl-i ilim denmez.

Kardeşlerim, ilmî bir mesele işledik. Böyle ilmî meseleler bazen bir defa okumakla anlaşılmaz. Metni bir defa daha okumanızı ve cevabı biraz daha tefekkür etmenizi tavsiye ediyorum.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin