1. Üçüncü Söz’ün temsilî hikâyeciği
Rabbimizin ihsanı ve inayetiyle Üçüncü Söz’ün mütalaasına başlıyoruz. Mütalaa usulümüzü şöyle hatırlatalım: Üçüncü Söz’ü baştan başlayarak okuyacak, manası açık olan cümlelerin tefekkürünü sizlere havale edecek ve manası kapalı cümlelerin izahını yapacağız. İnayet ve tevfik Allah’tandır.
ÜÇÜNCÜ SÖZ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحيمِ
يَا اَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا
“Ey insanlar! İbadet edin…” (Bakara 21)
İkinci Söz’ün mütalaasında izah ettiğimiz bir meseleyi -önemine binaen- burada tekrar edelim:
Risalelerin başında genelde böyle ayet-i kerimeler bulunur. Bunun sebebi şudur:
Üstad Hazretleri diyor ki: “Cumhur-u avamı, burhandan ziyade, mehazdaki kudsiyet imtisale sevk eder.” (Otuz Üçüncü Mektup)
(Cumhur-u avam: Halk tabakası / Burhan: Delil / Mehaz: Kaynak / İmtisal: İtaat etme)
Yani terazinin bir kefesine delil koysak, diğer kefeye de Kur’an veya hadis gibi kudsi bir kaynaktan nakil koysak; cumhur-u avamı delilden ziyade kaynaktaki kudsiyet itaate sevk eder. Ayet ve hadisin avam üzerindeki etkisi 10 ise, delilin etkisi 2-3’tür.
Bu sırdan dolayı Üstad Hazretleri genelde risalelere bir ayet-i kerimeyle başlıyor. Bununla da istiyor ki o risaleyi okuyanlar, risaleyi başta zikredilen ayetin tefsiri makamında okusunlar. Yani ruhları ve kalpleri Kur’an’a müteveccih olsun; Risale-i Nurları Kur’an’ın bir tefsiri olarak okusun; Risale-i Nurları Kur’an’a perde değil, şeffaf bir cam yapsın ve arkasında Kur’an’ı görsün.
Bizler de Risale-i Nurları Kur’an’ı anlamak ve ayetlerin damına çıkmak maksadıyla okumalıyız. Mesela bu Üçüncü Söz’e, “Ey insanlar! İbadet edin…” ayetiyle başlanmış. Üstad Hazretleri bu sözde mezkûr ayet-i kerimeyi, “İbadette ticaret ve saadet, günah ve haramlarda ise zarar ve helaket olması” cihetiyle tahlil ediyor. O hâlde bizler de bu Üçüncü Söz’ü mezkûr ayetin bu cihetten bir tefsiri olarak okumalı ve nazarımızı Kur’an’a çevirmeliyiz.
İbadet ne büyük bir ticaret ve saadet; fısk ve sefahet ne büyük bir hasaret ve helaket olduğunu anlamak istersen şu temsilî hikâyeciğe bak, dinle… (3. Söz)
Bu risalenin konusu, ibadette ticaret ve saadet, fısk ve sefahette ise hasaret ve helaket olduğudur. Bu Üçüncü Söz bu hakikati kati bir surette ispat etmektedir.
Şimdi, temsilî hikâyeciğin tamamını acele etmeden, düşüne düşüne okuyalım. Daha sonra da üzerinde mütalaa yapalım. (Bazı Osmanlıca kelimelerin manasını bilmeyenler olabilir. Onları düşündüğümüzden metni bölerek ve kelimeleri altına yazarak ilerledik. Kelimelerin manasını sayfanın altına kaydetseydik, kelimenin manasına alttan bakmak ve sonra başı tekrar kaldırıp metinde odaklanmak zor olurdu. Bu sebeple alttaki usulü takip ettik.)
Bir vakit iki asker uzak bir şehre gitmek için emir alıyorlar. Beraber giderler, ta yol ikileşir. Bir adam orada bulunur, onlara der:
— Şu sağdaki yol, hiç zararı olmamakla beraber, onda giden yolculardan ondan dokuzu büyük kâr ve rahat görür. Soldaki yol ise menfaati olmamakla beraber, on yolcusundan dokuzu zarar görür. Hem ikisi, kısa ve uzunlukta birdirler. Yalnız bir fark var ki intizamsız, hükümetsiz olan sol yolun yolcusu çantasız, silahsız gider. Zahirî bir hiffet, yalancı bir rahatlık görür. İntizam-ı askerî altındaki sağ yolun yolcusu ise mugaddi hülasalardan dolu dört okkalık bir çanta ve her adüvvü alt ve mağlup edecek iki kıyyelik bir mükemmel mîrî silahı taşımaya mecburdur.
(Hiffet: Hafiflik / İntizam-ı askerî: Askerî intizam / Mugaddi: Besleyici / Hülasa: Öz / Okka: 1283 gram ağırlık / Adüvv: Düşman / Kıyye: Okka demektir. Eski okka 1283 gram, yeni okka 1000 gramdır / Mîrî: Devlete ait)
O iki asker, o muarrif adamın sözünü dinledikten sonra şu bahtiyar nefer sağa gider. Bir batman ağırlığı omzuna ve beline yükler fakat kalbi ve ruhu, binler batman minnetlerden ve korkulardan kurtulur.
(Muarrif: Tarif eden / Batman: 8 kg ağırlık (4 okka ve 2 kıyyelik yük yaklaşık 8 kg eder) / Minnet: Başa kakma)
Öteki bedbaht nefer ise askerliği bırakır. Nizama tabi olmak istemez, sola gider. Cismi bir batman ağırlıktan kurtulur fakat kalbi binler batman minnetler altında ve ruhu hadsiz korkular altında ezilir. Hem herkese dilenci hem her şeyden, her hadiseden titrer bir surette gider. Ta mahall-i maksuda yetişir. Orada asi ve kaçak cezasını görür.
(Mahall-i maksud: Varılmak istenen yer)
Askerlik nizamını seven, çanta ve silahını muhafaza eden ve sağa giden nefer ise kimseden minnet almayarak, kimseden havf etmeyerek rahat-ı kalp ve vicdan ile gider. Ta o matlub şehre yetişir. Orada, vazifesini güzelce yapan bir namuslu askere münasip bir mükâfat görür. (3. Söz)
(Havf etmeyerek: Korkmayarak / Matlub: Arzu edilen)
Bu sözde olduğu gibi, temsil ile anlatılan hakikatleri anlayabilmek için temsili çok iyi kavramak ve her noktasını anlamak gerekir. Temsili tam manasıyla anlamak için de tablo oluşturmak etkili bir yoldur. Kuvvetli bir hafızası olmadığı için, sonunu okurken başını unutanlar bu tür metinler için tablo hazırlamalı ya da okuduğu sayfadaki cümleleri kalemiyle çizerek birbiriyle ilişkilendirmelidir. Zira Üstad Hazretleri sözlerini âdeta bir nakış gibi dokuyor ve her sözü birbiriyle ilişkilendiriyor.
Bizler sizlere kolaylık olması için bu sözde geçen hikâyeyi şu şekilde tabloya döktük:
|
İBADETTE NE VAR |
FISK VE SEFAHETTE NE VAR | |||
| Büyük bir ticaret | Saadet | Hasaret |
Helaket |
|
|
TEMSİLÎ HİKÂYENİN MUKAYESELİ TABLOSU |
||||
|
Bir vakit iki asker uzak bir şehre gitmek için emir alıyorlar. Beraber giderler, ta yol ikileşir. Bu iki yolun özellikleri: |
||||
|
SOL YOL |
SAĞ YOL | |||
| Hiçbir menfaati yok. |
Hiçbir zararı yok. |
|||
|
Yolcuların onda dokuzu zarar eder. |
Yolcuların onda dokuzu kâr ve rahat görür. |
|||
|
Kısa ve uzunlukta birdirler. |
Kısa ve uzunlukta birdirler. |
|||
| Yol intizamsız ve hükümetsizdir. |
Yol intizam-ı askerî altındadır. |
|||
| Yolcu çantasız gider. |
Yolcu dört okkalık bir çanta taşır |
|||
| Yolcu silahsız gider. |
Yolcu devlete ait bir silahı taşır. |
|||
|
Zahirî bir hafiflik ve yalancı bir rahatlık vardır. |
Zahirde bir yük ama hakikatte büyük bir rahatlık vardır. | |||
|
Hadsiz korkular altında ezilir, herkese dilenci olur, her şeyden titrer |
Kimseden minnet almayarak, kimseden havf etmeyerek rahat-ı kalp ve vicdan ile gider |
|||
| Yolculuğun sonunda asi ve kaçak cezasını görür. |
Büyük bir mükâfat görür. |
|||
Temsilin izahına geçmeden önce tabloya iyice çalışmalı ve bu maddeleri ezberlemeliyiz. Temsilin izahını sonraki derste yapacağız. Maddeleri ezberledikten sonra sonraki derse geçebilirsiniz.
Yazar: Sinan Yılmaz