a
Ana SayfaSekizinci Söz2. O yoldaki bahçe ise cemiyet-i beşeriye ve medeniyet-i insaniye içinde…

2. O yoldaki bahçe ise cemiyet-i beşeriye ve medeniyet-i insaniye içinde…

Sekizinci Söz’ün mütalaasına devam ediyoruz. Bu dersimizde şu kısmın mütalaasını yapacağız:

O yoldaki bahçe ise cemiyet-i beşeriye ve medeniyet-i insaniye içinde muvakkat hayat-ı içtimaiyedir ki hayır ve şer, iyi ve fena, temiz ve pis şeyler beraber bulunur. Âkıl odur ki:  خُذْ مَا صَفَا دَعْ مَا كَدَرْ  kaidesiyle amel eder, selâmet-i kalp ile gider. (8. Söz)

(Cemiyet-i beşeriye: İnsan topluluğu, toplum / Medeniyet-i insaniye: İnsanlık medeniyeti ve uygarlığı / Muvakkat: Geçici / Hayat-ı içtimaiye: Toplum hayatı / Âkıl: Akıllı)

(İbare mana: Sefayı al, kederi bırak.)

Yaşadığımız yere, gittiğimiz ve gezdiğimiz yerlere, oturduğumuz mekânlara ve yürüdüğümüz sokaklara bakalım… Hepsinde bir keşmekeş var. Hayır ve şer aynı dükkânda satılıyor; iyi ve fena aynı tezgâhta bulunuyor; temiz ve pis şeyler yan yana duruyor. Her yerden insana bir sıkıntı, bir hüzün ve bir kötülük dokunuyor. Sanki insanın bütün azaları bu şerlere bir kapı olmuş; onları içeri davet ediyor.

Bu sebepten, çoğu insan stresten ve manevi baskıdan kurtulmak için sakinleştirici ilaç içiyor, psikoloğa gidiyor, bir kısmı kendini sarhoş edip aklını atmak istiyor, hatta bir kısmı intihar ediyor.

Üstad Hazretleri bu bakamda, mutlu olmanın sırrını açıkladı ve bütün sıkıntılardan kurtulmanın yolunu bir cümle ile gösterdi. Dedi ki:

— Âkıl odur ki:  خُذْ مَا صَفَا دَعْ مَا كَدَرْ  kaidesiyle amel eder, selâmet-i kalp ile gider.

İşte mutluluğun sırrı bu: Sefayı alıp, kederi ve hüznü bırakmak!..

Yani bizi üzecek bir şey mi gördük; yüzü çevirmek… Bizi ağlatacak bir şey mi işittik; kulağı tıkamak… Bir şey bizi çok mu rahatsız ediyor; onu kalpten çıkarmak… Göz ile sadece sefayı görmek, dil ile sadece sefayı konuşmak, kulak ile sadece sefayı dinlemek, kalp ile sadece sefayı düşünmek ve hakeza…

Tabii bu, emr-i bi’l-maruf ve nehy-i ani’l-münker vazifesini unutturmamalı. Kederi elle kaldırma imkânımız varsa kaldırmalı. Elle kaldırma imkânımız yok ama dille uyarma imkânımız varsa uyarmalı. Bu imkân da yoksa en azından kalp ile buğzetmeli. Bütün bunları yaptıktan sonra da Allah’a tam tevekkül ederek işi Allah’a bırakmalı ve sefayı alıp oradan uzaklaşmalı.

Yazar: Sinan Yılmaz

Paylaş:
Bu Makaleyi Değerlendirin