6. Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da manen…
Sekizinci Söz’ün mütalaasına devam ediyoruz. Bu dersimizde şu kısmın mütalaasını yapacağız:
Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da manen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bakiyeye ciddi müteveccih ise saadet-i dâreyne mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da dünyasını cennetin intizar salonu hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder. (8. Söz)
(Hayat-ı fâniye: Geçici ve ölümlü dünya hayatı / Hayat-ı bâkiye: Devamlı ve kalıcı ahiret hayatı / Müteveccih: Yönelmiş / Saadet-i dâreyn: Dünya ve ahiret mutluluğu / İntizar: Bekleme)
Mana açık olmasına ve şerhine ihtiyaç olmamasına rağmen bu kısmı buraya kaydettik. Bunun sebebi şu: Kişi bazen Risaleleri okurken manası açık olan yerleri hızlıca okuyor ve geçiyor. Hâlbuki mananın açık olması, hızlı okuyup geçmeye bir sebep değildir. Risale-i Nurlar her daim teenniyle ve enfüsi tefekkürle okunmalıdır. Mesela mezkûr metni okuyan kimse boynunu bükmeli ve şu gibi noktalar üzerinde kendini sigaya çekmelidir:
– Ey nefsim! Hayat-ı fâniyeyi esas maksat yaptın da ne oldu? Zahiren bir cennet içinde olsan da manen cehennemdesin. Hâlâ aklını başına almayacak mısın?
– Hem görmüyor musun ki hayat-ı bakiyeye ciddi müteveccih olanlar saadet-i dâreyne mazhardır. Sen ne zaman o kafileye katılacaksın?
– Ey nefsim! Bu dünyayı -ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da- cennetin intizar salonu hükmünde gör! Her musibete tahammül et, sabır içinde şükret. Çok kısa bir zaman sonra bu dünyadan çıkacaksın; zahmetler rahmete dönecek…
İşte mezkûr metin bu gibi manalarla mütalaa edilmeli ve bu mütalaada muhatap hep nefsimiz olmalıdır. Böyle yaparsak nasibimiz kadar pişer, insan-ı kâmil oluruz. Yok yapmazsak, okur okur ama hâlâ ham olur; bir kazanda kaynarız da çiğ oluruz. Cenab-ı Hak pişmeyi ve insan-ı kâmil olmayı nasip etsin. Âmin.
Üstad Hazretleri Sekizinci Söz’ü şu dua ile tamamlıyor:
اَللّٰهُمَّ اجْعَلْنَا مِنْ اَهْلِ السَّعَادَةِ وَ السَّلَامَةِ وَ الْقُرْاٰنِ وَ الْاِيمَانِ اٰمِينْ
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِهِ وَ صَحْبِهِ بِعَدَدِ جَمِيعِ الْحُرُوفَاتِ الْمُتَشَكِّلَةِ فِي جَمِيعِ الْكَلِمَاتِ الْمُتَمَثِّلَةِ بِاِذْنِ الرَّحْمٰنِ فِي مَرَايَا تَمَوُّجَاتِ الْهَوَاءِ عِنْدَ قِرَائَةِ كُلِّ كَلِمَةٍ مِنَ الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ قَارِءٍ مِنْ اَوَّلِ النُّزُولِ اِلٰى اٰخِرِ الزَّمَانِ وَارْحَمْنَا وَ وَالِدَيْنَا وَارْحَمِ الْمُؤْمِنينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِعَدَدِهَا بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمينَ اٰمينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمينَ
“Ey Allah’ımız! Bizi saadet, selamet, Kur’an ve iman ehlinden eyle. Âmin.”
“Ey Allah’ımız! Efendimiz Muhammed’e ve âline ve ashabına, Kur’an’ın ilk indiği günden kıyametin kopmasına kadar, onu okuyan her bir okuyucunun, okuduğu her bir kelimenin, Rahman’ın izniyle hava dalgalarının aynalarında yansıyan bütün kelimelerinin, bütün harfleri sayısınca salât ve selâm et. Ve bunlar adedince bize, anne ve babamıza, erkek ve kadın bütün müminlere rahmetinle merhamet et, ey merhamet edenlerin en merhametlisi. Âmin. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.”
Sekizinci Söz’ün mütalaasını burada tamamladık. Rabbimiz, bu sözde anlatılan hakikatleri amele dökme hususunda bize tevfik versin. Âmin.
Yazar: Sinan Yılmaz