1. Hazreti Yunus (a.s.)’ın kıssası
Cenab-ı Hakk’ın ihsanı ve inayetiyle 1. Lem’anın mütalaasına başlıyoruz. Bu eser çok dertlerimize inşallah dermandır. Cenab-ı Mevla bu eseri hakkıyla anlamayı, anladığımızla amel etmeyi, hakikati ruha ve kalbe işletmeyi ve yaralarımıza merhem sürmeyi nasip etsin. Âmin.
Mütalaada şu usulü takip edeceğiz: Birinci Lem’a’yı baştan başlayarak okuyacak, manası açık olan cümlelerin tefekkürünü sizlere havale edecek ve manası kapalı cümlelerin izahını yapacağız. İnayet ve tevfik Allah’tandır.
Üstad Hazretleri 1. Lem’aya şu ayetlerle başlıyor:
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
فَنَادَى فِى الظُّلُمَاتِ اَنْ لاَ اِلهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمينَ
“(Hz. Yunus (a.s.) balığın karnında) karanlıklar içinde şöyle nida etmişti: Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Şüphesiz ben (nefsine) zulmedenlerden oldum!” (Enbiya 87)
اِذْ نَادَى رَبَّهُ اَنِّي مَسَّنِىَ الضُّرُّ وَأَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ
“(Hz. Eyyüb (a.s.)) o vakit şöyle nida etmişti: Bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin.” (Enbiya 83)
فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللَّهُ لاَ اِلهَ اِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
“Eğer senden yüz çevirecek olurlarsa de ki: Allah bana yeter. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Ben O’na tevekkül ettim. O, arş-ı azîmin rabbidir.” (Tevbe 129)
حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
“Allah bana yeter. O ne güzel vekildir.” (Âl-i İmran 173)
لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ
“Havl ve kuvvet ancak aliyy ve azim olan Allah’a aittir.” (Buhârî, Meğâzî, 38; Müslim, Zikr, 44-46)
يَا بَاقِي اَنْتَ الْبَاقِي يَا بَاقِي اَنْتَ الْبَاقِي
“Ey Bâki! Bâki olan ancak sensin. Ey Bâki! Bâki olan ancak sensin.”
لِلَّذِينَ اٰمَنُوا هُدًى وَ شِفَاءٌ
“(Kur’an) iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır.” (Fussilet 44)
Otuz Birinci Mektup’un birinci kısmı; her zaman, hususan mağrib ve işâ ortasında otuz üçer defa okunması çok faziletli bulunan mezkûr kelimat-ı mübarekenin her birinin çok envarından birer nurunu gösterecek altı lem’adır.
(Mağrib: Akşam / İşâ: Yatsı / Mezkûr: Zikredilen / Kelimat-ı mübareke: Mübarek kelimeler / Envar: Nurlar)
Şu ifadeye dikkat çekmek istiyorum: Her zaman, hususan mağrib ve işâ ortasında otuz üçer defa okunması çok faziletli bulunan…
Kardeşlerim, mesele Risaleleri okumak ve defaatle hatmetmek değildir. Asıl mesele, okuduklarımızla amel etmek ve yaralarımıza merhem sürmektir. Risaleleri sanki bize özel yazılmış gibi okumalıyız. Sanki Üstad Hazretleri ile mahrem bir görüşme yapmışız ve dertlerimizi açmışız da Üstad Hazretleri de dertlerimizin dermanını bize hususi bir şekilde ders vermiş gibi okumalıyız.
Şimdi burada Üstad Hazretleri bize bir zikir verdi. Dedi ki: Her zaman, hususan mağrib ve işâ ortasında otuz üçer defa okunması çok faziletli bulunan…
— Peki, biz şimdi ne yapmalıyız?
Bu zikirleri vird-i zeban etmeliyiz. Günümüzün 15-20 dakikasını bu zikirlerle geçirmeli, kendimizden geçip cûş-u hurûş içinde Allah’ı zikretmeliyiz. Bunu yaparken de bu zikirlerin manasını tefekkür etmeliyiz. Bunu yaparsak hakikat ruhumuza işler, kalbimize işler, latifelerimize sirayet eder ve inşallah nefsin esaretinden kurtulmamıza bir vesile olur.
Kardeşlerim, eseri anlamak kadar okuma usulü de önemlidir. Nice okuyucular vardır, Risaleleri onlarca defa hatmetmiştir, ancak zerre miskal boyasıyla boyanamamıştır. Böyle olmamak için Üstad Hazretlerinin nasihatlerini amele dökmeli ve Risaleleri sadece anlamak için değil, hayatımıza hayat yapmak için okumalıyız. Bu sebeple, ben ara ara hem nefsime hem beni takip edenlere okuma usulüyle ilgili -fehmimin yettiği kadar- nasihatlerde bulanacağım. Cenab-ı Hak tesirini halk etsin.
BİRİNCİ LEM’A
Hazreti Yunus İbni Metta alâ nebiyyina ve aleyhissalâtü vesselâmın münacatı, en azim bir münacattır ve en mühim bir vesile-i icabe-i duadır. (1. Lem’a)
(Yunus İbni Metta: Metta’nın oğlu Yunus / Münacat: Dua / Azim: Büyük / Vesile-i icabe-i dua: Duanın kabulüne vesile)
Bu münacatın azim olması, bir peygamberin lisanından çıkması ve Kur’an’da zikredilmesi sebebiyledir.
— Bir peygamberin yaptığı ve Kur’an’ın zikrettiği bir dua küçük olabilir mi?
Vesile-i icabe-i dua “duanın kabulüne vesile” demektir. Bu ifadeden anlıyoruz ki: Her kim bu dua ile Allah’a yalvarırsa duası kabul olur, matlubuna vasıl olur ve maksudu ona musahhar olur. Bu dua hem mücerreb (tecrübe edilmiş) hem de tesirlidir. Bu dua ki Hazreti Yunus (a.s)’ı balığın karnından kurtarmış; matlubunu ona musahhar etmiştir.
O hâlde kim ihlasla ve samimiyetle bu duaya devam etse, inşallah bu dua onu nefsinin esaretinden kurtarır ve çok matlubunu ona musahhar eder.
Üstadımız şöyle devam ediyor:
Hazreti Yunus aleyhisselâmın kıssa-i meşhuresinin hülasası: Denize atılmış, büyük bir balık onu yutmuş. Deniz fırtınalı ve gece dağdağalı ve karanlık ve her taraftan ümit kesik bir vaziyette لَا اِلهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ münacatı, ona süraten vasıta-i necat olmuştur. (1. Lem’a)
(Kıssa-i meşhure: Meşhur kıssa / Hülasa: Özeti / Dağdağalı: Sıkıntılı / Vasıta-i necat: Kurtuluş vasıtası)
Dilerseniz bir de kıssayı Kur’an’ın lisanından dinleyelim:
وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ Şüphesiz Yunus da gönderilen peygamberlerdendir. إِذْ أَبَقَ إِلَى الْفُلْكِ الْمَشْحُونِ Hani o bir vakit, dolu bir gemiye kaçmıştı. فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنْ الْمُدْحَضِينَ (Oradakilerle) kura çekmişti de kaybedenlerden olmuştu. فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌ Sonra (denize atılmıştı da) kendisini balık yutmuştu. O kendi nefsini kınıyordu. فَلَوْلاَ أَنَّهُ كَانَ مِنْ الْمُسَبِّحِينَ Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, لَلَبِثَ فِي بَطْنِهِ إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ yeniden diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı. فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَاءِ وَهُوَ سَقِيمٌ Biz onu hasta bir hâlde iken açık (ağaçsız) bir alana çıkardık وَأَنبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِنْ يَقْطِينٍ ve üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik. وَأَرْسَلْنَاهُ إِلَى مِائَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ Biz onu yüz bin veya daha çok insana peygamber olarak gönderdik. فَاٰمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ إِلَى حِينٍ Onlar iman ettiler de biz de onları bir zamana kadar yaşattık. (Saffat 139-148)
Dersimizi bu ayetlerle noktalayalım. Bir sonraki dersimizde kaldığımız yerden devam edeceğiz. Şu noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum:
Mütalaa: Yavaş yavaş okumak, az okuyup çok düşünmek ve metnin üzerinde etraflıca tahlil yapmaktır. Bizler okuma değil, mütalaa yapıyoruz. Bu sebeple de yavaş yavaş ilerleyip çok tefekkür edeceğiz.
Şimdiye kadar olan kısımdan ödevimiz şu olsun: Hazreti Yunus (a.s.)’ın hâlini anlayabilmek için hayalen balığın karnına girelim. Gecenin karanlığını, denizin dağdağasını ve balığın karnındaki çaresizliği uzaktan uzağa hissedelim. Bu hâlde biraz “Allah, Allah” deyip inleyelim.
Şimdi, mütalaasını yaptığımız kısmı bir daha okuyalım:
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
فَنَادَى فِى الظُّلُمَاتِ اَنْ لاَ اِلهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمينَ (Hz. Yunus (a.s.) balığın karnında) karanlıklar içinde şöyle nida etmişti: Senden başka ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Şüphesiz ben (nefsine) zulmedenlerden oldum! (Enbiya 87)
اِذْ نَادَى رَبَّهُ اَنِّي مَسَّنِىَ الضُّرُّ وَأَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ (Hz. Eyyüb (a.s.)) o vakit şöyle nida etmişti: Bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin. (Enbiya 83)
فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللَّهُ لاَ اِلهَ اِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ Eğer senden yüz çevirecek olurlarsa de ki: Allah bana yeter. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Ben O’na tevekkül ettim. O, arş-ı azîmin rabbidir. (Tevbe 129)
حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ Allah bana yeter. O ne güzel vekildir. (Âl-i İmran 173)
لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ Havl ve kuvvet ancak aliyy ve azim olan Allah’a aittir. (Buhârî, Meğâzî, 38; Müslim, Zikr, 44-46)
يَا بَاقِي اَنْتَ الْبَاقِي يَا بَاقِي اَنْتَ الْبَاقِي Ey Bâki! Bâki olan ancak sensin. Ey Bâki! Bâki olan ancak sensin.
لِلَّذِينَ اٰمَنُوا هُدًى وَ شِفَاءٌ (Kur’an) iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. (Fussilet 44)
Otuz Birinci Mektup’un birinci kısmı; her zaman, hususan mağrib ve işâ ortasında otuz üçer defa okunması çok faziletli bulunan mezkûr kelimat-ı mübarekenin her birinin çok envarından birer nurunu gösterecek altı lem’adır.
BİRİNCİ LEM’A
Hazreti Yunus İbni Metta alâ nebiyyina ve aleyhissalâtü vesselâmın münacatı, en azim bir münacattır ve en mühim bir vesile-i icabe-i duadır.
Hazreti Yunus aleyhisselâmın kıssa-i meşhuresinin hülasası: Denize atılmış, büyük bir balık onu yutmuş. Deniz fırtınalı ve gece dağdağalı ve karanlık ve her taraftan ümit kesik bir vaziyette لَا اِلهَ اِلَّا اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ münacatı, ona süraten vasıta-i necat olmuştur. (1. Lem’a)
Yazar: Sinan Yılmaz