5. Hibede kabz şart mıdır?
Hanefi ve Şafiî mezheplerine göre, hibede kabz şarttır. Kendisine hibe edilenin hibeye sahip olması kabzdan önce sabit olmaz. Bu hususta Hazreti Ömer (r.a.) şöyle buyurmuştur:
— Ne oluyor ki bazı kimseler çocuklarına bir takım bağışlarda bulunuyorlar ve ondan sonra o bağışları ellerinde tutmaya devam ediyorlar. Bunlardan herhangi birisinin çocuğu ölecek olursa, “Malım benim elimde bulunuyor. Ben onu kimseye vermem.” diyor. Kendisi ölecek olursa, bu sefer de “O mal benim hibe ettiğim çocuğundur. Ben daha önce o malı ona vermiştim; mirasıma dâhil olmaz.” diyor. Şunu bilin ki: Her kim bir bağışta bulunur; ancak bağışladığı kimseye bunu teslim etmez ve elinde bulundurmaya devam ederse bu hibe batıldır. (Tenvîru’l-Havalik Şerhu Muvattai Mâlik, II, 223)
Ayrıca Hazreti Aişe’nin şu rivayeti de buna delildir:
Babası yirmi veski bulacak kadar bir hurma ağacının meyvesini kendi malından ona bağışlamıştı. Vefatı yaklaşınca ona şöyle dedi: Yavrucuğum, kendimden sonra geride bırakacağım insanlar arasında en çok sevdiğim kişi sensin. Vefatımdan sonra fakir kalmasını en çok arzulamadığım insan da sensin. Ben sana kendi malımdan yirmi vesk bağışlamış idim. Eğer sen bunu toplamış ve ele geçirmiş olsaydın senin olurdu. Bu günden sonra artık o mirasçıların malıdır. (Câmiu’l-Usul, XII, 269; Nasbu’r-Râye, IV, 122; Neylü’l-Evtar, V, 349)
(ed-Dürrü’l-Muhtar ve Reddü’l-Muhtar, IV, 533; V, 341; Muğni’l-Muhtac, II, 400)
Yazar: Sinan Yılmaz